DECREASES in Turkish translation

['diːkriːsiz]
['diːkriːsiz]
düşmektedir
fall
down
to go
stooping
drop
crashing
decline
fallin
azalır
azalıyor

Examples of using Decreases in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
After 25 years of age the average pupil size decreases, though not at a steady rate.
Yaşından sonra ortalama göz bebeği boyutu düzenli olmayan bir oranda azalır.
wing beat frequency decreases.
kanat vuruş frekansları azalır.
Power decreases.
Güç azalıyor.
Increases and decreases in gravity, spatial extrusions.
Yerçekimindeki yükselişler ve düşüşler, uzaysal ekstrüzyon.
Sex decreases with time.
Seks zamanla azalır.
The Russian import quota Decreases each year.
Rusya ithalat kotası her geçen sene azalıyor.
What's wrong? Cold decreases battery life?
Soğuk, batarya ömrünü kısaltır.- Sorun nedir?
This decreases the transfer of pathogens between feces and food by flies.
Bu tuvalet türünde dışkı ile gıda arasında sinekler aracılığıyla patojenlerin( mikropların) taşınması azalır.
Cold decreases battery life. What's wrong?
Soğuk, batarya ömrünü kısaltır.- Sorun nedir?
Activity all across the brain decreases dramatically.
Beynin her köşesindeki aktivite dramatik olarak azalır.
Against decreases in headline inflation, we experienced an increase in core inflation indicators.
Manşet enflasyondaki düşüşe karşın çekirdek enflasyon göstergelerinde yükseliş yaşandı.
The temperature in the door fluctuates, which decreases shelf life.
Kapıdaki ısı düzensizdir, bu da kapıdaki raf ömrünü kısaltır.
your utility bill decreases.
elektrik faturaların düşecek.
Air pressure decreases with increasing altitude.
Hava yoğunluğu irtifa arttıkça düşer.
So your precious Ultimate Dragon's power decreases by 1500 points.
Böylece ejderinin gücü de 1500 puan azalmış oldu.
It's clever. Decreases the likelihood of an enemy being able to spot you from space.
Düşmanların sizi uzaydan belirleme olasılığını düşürüyor. Akıllıca.
His heartbeat decreases to 30 beats per minute.
Kalp atışı dakikada 30a kadar düşüyor.
The heartbeat decreases to 30 beats per minute.
Kalp atışı dakikada 30a kadar düşüyor.
The birthrate decreases every year.
Doğum oranı her geçen yıl düşüyor.
What's wrong? Cold decreases battery life.
Sorun nedir? Soğuk, batarya ömrünü kısaltır.
Results: 154, Time: 0.068

Top dictionary queries

English - Turkish