DICTATORSHIP in Turkish translation

[dik'teitəʃip]
[dik'teitəʃip]
diktatörlük
dictator
warlord
strongman
dictatorship
tyrant
dictatorial
a hard-liner
autocrat
bir diktatörlükle
dictatorship
dictatorship opposed to any concept of civil liberties
diktatörlüğü
dictator
warlord
strongman
dictatorship
tyrant
dictatorial
a hard-liner
autocrat
diktatörlüğe
dictator
warlord
strongman
dictatorship
tyrant
dictatorial
a hard-liner
autocrat
diktatörlüğünü
dictator
warlord
strongman
dictatorship
tyrant
dictatorial
a hard-liner
autocrat

Examples of using Dictatorship in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The dictatorship has 48 hours to respond… and accept our proposal.
Diktatörlüğün yanıt için ve teklifimizi kabul etmek için 48 saati var.
Every dictatorship has one obsession.
Her diktatörlükte bir takıntı vardır.
You see now that a dictatorship has become a necessity?
Sen bile artık diktatörlüğün gerekli olduğunu düşünüyorsun değil mi?
You know what a dictatorship is?
Diktatörlüğün ne olduğunu biliyor musun?
You really think… this tiny dictatorship is going to keep me away from anything?
Gerçekten bu ufak diktatörlüğün beni bir şeyden uzak tutabileceğini mi düşünüyorsun?
I won't tolerate your dictatorship any longer!
Artık senin diktatörlüğüne tolere etmeyeceğim!
Every dictatorship down through history has always done that.
Tarihteki tiım diktatörlükler her zaman bunu yapmıştır.
Every dictatorship down trought history has always done that.
Tarihteki tüm diktatörlükler her zaman bunu yapmıştır.
Brutal dictatorship one penny. My government will not lend Chairman Kim's.
Başkan Kimin vahşi diktatörlüğüne beş kuruş vermeyeceğiz.
My government will not lend Chairman Kim's brutal dictatorship one penny.
Başkan Kimin vahşi diktatörlüğüne beş kuruş vermeyeceğiz.
And they just come out like a bunch of angry refugees escaping a dictatorship.
Diktatörlükten kaçan bir avuç mülteci gibi dışarı çıksınlar.
Escaping a dictatorship, you know? And they just come out like a bunch of angry refugees.
Diktatörlükten kaçan bir avuç mülteci gibi dışarı çıksınlar.
Mr. Gardner, I guess dictatorship has its privileges.
Bay Gardner, diktatörlüğün avantajları var galiba.
Dictatorship!- This is illegal! Dictator!
Diktatör!- Bu yasal değil! Diktatörlük!.
Fought against dictatorship for democracy… You know our president.
Diktatörlere karşı demokrasiyi savundu. Başkanımızı bilirsin.
You know our president. Fought against dictatorship for democracy.
Diktatörlere karşı demokrasiyi savundu. Başkanımızı bilirsin.
Interstellar dictatorship, genocide, people who talk too much.
Yıldızlar arası diktatörlükler, soykırım, gevezeler.
I'm declaring a dictatorship.
Diktatörlüğümü ilan ediyorum.
So the only thing standing between democracy and dictatorship would be the president.
Demokrasinin ve diktatörlüğün arasında duran, sadece, Başkan olacaktı.
After this dictatorship. People will want to keep their freedom.
İnsanlar, diktatörlükten sonra özgürlüklerini korumak isteyecekler.
Results: 396, Time: 0.0578

Top dictionary queries

English - Turkish