DRAINAGE in Turkish translation

['dreinidʒ]
['dreinidʒ]
drenaj
drainage
the sump
kanalizasyon
sewer
sewage
drainage
in sewerage
su tahliye
a drainage
boşaltıp
to come
cum
cumming
wasn't spooged
drenajı
drainage
the sump
akaçlama
atık su
wastewater
waste water
sewage
sewage water
effluent
drainage

Examples of using Drainage in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
There's a drainage ditch outside the Ag-center.
AG-Bölgesinin orada bir drenaj çukuru bulunuyor.
And the drainage problem.
Boşaltım problemi de var.
Wait a second. Drainage?
Drenaj mı? Bir saniye bekle?
It's got excellent drainage. And it's on the corner of Sullivan and Collins.
Mükemmel bir drenajı* var ve Sullivan ve Collins caddelerinin kesiştiği noktada.
The drainage pump jammed.
Tahliye pompası sıkıştı.
They found her buried in a drainage ditch.
Onu bir lağım çukurunda gömülü bulmuşlar.
There's no drainage.
That room has floor drainage.
Odada zeminden boşaltma sistemi var.
I find this one in a drainage ditch.
Bunu lağım çukurunda buldum.
The highest point of its drainage basin is the summit of Piz Bernina.
Havzasında bulunan en yüksek nokta 4049 m irtifada olan Piz Bernina zirvesidir.
He then ran to a drainage pipe nearby.
Sonra yakındaki bir drenaj borusuna koşmuş.
Plant drainage has to go somewhere.
Fabrikanın atıklarının bir yere boşaltılması gerekiyor.
In that room, there's a drainage pipe that leads to the outside.
Bu odada dışarıya çıkan bir boşaltım borusu bulunmakta.
That's the drainage.
İşte bu boru.
This is the beginning of the stage that doctors call blood drainage.
Kan kaybından ölmenin başlangıcı. Bu doktorların,'' exsanguination dedikleri.
The original town had a drainage system running from here to here.
Orijinal kasabanın buradan buraya kadar bir drenaj sistemi varmış.
Venous drainage isn't working in the flap.
Flep içindeki venöz tahliyesi işe yaramıyor.
After the war, he continued his research for the Laboratory of Agricultural Physics into flood and snowmelt in drainage basins.
Savaştan sonra da Fiziksel Tarım Laboratuvarında drenaj havzalarındaki seller ve buzul erimeleri üzerine çalışmaya devam etti.
The World Bank announced it will grant $3m to Albania for the rehabilitation of the irrigation system and drainage channels in the central district of Elbasan.
Dünya Bankası, Elbasan il merkezindeki sulama sistemi ve drenaj kanallarının ıslahı için Arnavutluka 3 milyon dolar bağışta bulunacağını duyurdu.
Grooved Ware in the beginning of modern drainage practices, which we also see in Skara Brae on the west coast of Scotland.
Yivli çömlekçiliğini, modern kanalizasyon çalışmalarının… başlangıcıyla beraber, İskoçyanın doğu kıyılarındaki Skara Braede de görmekteyiz.
Results: 159, Time: 0.0586

Top dictionary queries

English - Turkish