DRINKABLE in Turkish translation

['driŋkəbl]
['driŋkəbl]
içilebilir
drinkable
potable
drinking
quaffable
içme
drink
to smoke
smoking
to have
take
içilmez
no
drinkable
unsuitable for drinking
is undrinkable
içilemeyecek
i̇çilebilir

Examples of using Drinkable in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Are electricity, ash, And in the end, the only byproducts and clean, drinkable water.
Elektrik, kül ve temiz içme suyu. Yan ürünü sadece.
culture of bacteria and yeast that grows a delicious drinkable fungus.
mayayla yapılan lezzetli, içilebilir mantar yetişen bir çay.
water facility in Gjader. Completed on 16 February, the repairs restored drinkable water to more than 2,500 Albanians.
16 Şubatta tamamlanan onarım çalışmaları sonucunda 2 bin 500den fazla Arnavutun içme suyu geri getirildi.
jungle-like area, will distill water from the air that's clean and drinkable.
ormansı bir alanda yaşıyorsanız, havadan temiz ve içilebilir su damıtacaktır.
cold water and drinkable water.
soğuk su var ve içilebilir su.
Of the city's fecal sludge… the Omni Processor is treating one-third and providing clean, drinkable water.
Üçte birini arıtıyor OmniProcessor şehrin dışkı çamurunun ve temiz, içilebilir su üretiyor.
Of the city's fecal sludge… Today in Dakar, and providing clean, drinkable water. the Omni Processor is treating one-third.
Üçte birini arıtıyor OmniProcessor şehrin dışkı çamurunun ve temiz, içilebilir su üretiyor.
Now our food has sand in it, and the water is not drinkable, so we are thirsty all the time.
Şimdi yemeklerimiz kumlu ve su içilebilir gibi değil sürekli susuz haldeyiz.
and maybe drinkable water in a sustainable package that weighs 60 pounds?
iletişim, belkide içilebilir su… için bir çözümümüz olabilir mi?
securing drinkable water and fighting poverty make up an urgent agenda, one which would
hastalıklarla savaşma, içme suyu sağlanması ve yoksullukla mücadele, uluslararası politikaların acil gündemini oluşturuyor,
The water is not drinkable.
Su içilebilir değil.
Is tapwater drinkable in Australia?
Avustralyada musluk suyu içilebilir mi?
Fortunately, there is one drinkable water source.
Neyse ki içilebilir bir su kaynağı var.
The water's brackish, but drinkable.
Su biraz tuzlu ama içilebilir.
The water is cold and not drinkable.
Bu soğuk su içme suyu değildir.
Have you got anything drinkable around here?
Buralarda içilebilir bir şeyin var mı?
It will be even more drinkable after the treatment.
Arıtma sonrası daha da içilebilir olacaktır.
We are pro drinkable water and breathable air.
İçilebilir su ve nefes alınabilir temiz hava destekçisiyiz.
It's not very good, but it's drinkable.
Çok iyi olmasa da içilebilir.
Michael Pritchard's water filter turns filthy water drinkable.
Michael Pritchard pis suyu içilebilir yapıyor.
Results: 112, Time: 0.0494

Top dictionary queries

English - Turkish