ELLEN in Turkish translation

['elən]
['elən]
ellenı
ellen
ellen
manually
hand
by hand
touch
hands-on
elleni
manually
hand
by hand
touch
hands-on
ellenin
manually
hand
by hand
touch
hands-on
ellene
manually
hand
by hand
touch
hands-on

Examples of using Ellen in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Don't look. We noticed when Ellen would play Mozart.
Bakma Ellenin Mozartı ne zaman oynayacağını fark ettik.
I just came by to see Ellen for one moment if that's okay.
Eğer sorun değilse, Elleni biraz görmeye gelmiştim.
Ellen, your grandmother. They were his mother's.
Annesine aitlermiş. Büyükannen Ellene.
We noticed when Ellen would play Mozart over the intercom your brain activity would spike.
Ellenin Mozartı ne zaman oynayacağını fark ettik Beyninizdeki aktivite artacak interkom üzerinden.
Now, you guys just shut up and leave Ellen alone.
Şimdi, çenenizi kapatın ve Elleni rahat bırakın.
For what it's worth, I told Ellen I loved her.
Saydığın şey için, Ellene onu sevdiğimi söyledin.
I don't want anything to come between that, not even Ellen.
Buna hiçbir şeyin karışmasını istemiyorum, Ellenin bile.
It's always been clear that you have loved Ellen. What is the problem here?
Sorun ne? Senin Elleni sevdiğini hep biliyorduk?
Ellen, his wife: Greta Schroeder.
ELLEN, Hutterin Karısı.
Ellen, his wife.
ELLEN, Hutterin Karısı.
I guess Ellen and I aren't going to ski anymore.
Ellenle ikimiz kayak yapmaya gidemeyeceğiz artık.
Did either one of you speak to Ellen?
İkinizden biri Ellenle konuşmayı denedi mi?
Ellen and I.
Ellenle ikimiz.
Ellen was capable of anything.
Ellenden her şey beklenirdi.
I shared a bed with your Ellen.
Ellenle aynı yatağı paylaştım.
You can go inside with Ellen.
Siz Ellenle birlikte içeri geçin.
Ellen and I cleaned out the room five
Ellenle birlikte odayı beş,
Victor, I have a bad feeling about Mary Ellen.
Victor, içimde Mary Ellenle ilgili kötü bir his var.
I was just thinking… i guess ellen and i aren't going to ski anymore.
Ellenle ikimiz kayak yapmaya gidemeyeceğiz artık.- Düşünüyordum da.
I guess ellen and i aren't going to ski anymore. i was just thinking.
Ellenle ikimiz kayak yapmaya gidemeyeceğiz artık.- Düşünüyordum da.
Results: 4305, Time: 0.0735

Top dictionary queries

English - Turkish