ENLARGED in Turkish translation

[in'lɑːdʒd]
[in'lɑːdʒd]
genişlemiş
to expand
expansion
büyümüş
grow up
growth
to expand
bigger
being raised
expansion
to grown-up
büyüttü
raise
grow
bringing up
enlarging
to expand
making
enlargement
bigger
to nurture
büyümesi
grow up
growth
to expand
bigger
being raised
expansion
to grown-up
genişletilmiş
to expand
expansion
büyütülmüş
grow up
growth
to expand
bigger
being raised
expansion
to grown-up
genişledi
to expand
expansion
genişletildi
to expand
expansion

Examples of using Enlarged in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But the circle around Keiko enlarged.
Ama Keikonun etrafındaki çember genişledi.
Pneumopericardium and an enlarged cardiac shadow.
Pnömoperikardiyum ve genişlemiş kalp gölgesi.
Victim's spleen appears abnormally enlarged.
Kurbanın dalağı anormal şekilde büyümüş.
I can make regular, enlarged, and reduced copies.
Normal, büyütülmüş ve küçültülmüş fotokopi.
Enlarged spleen and liver failure are classic AIP.
Dalak büyümesi ve karaciğer yetmezliği klasik A.
Since its completion in 1963 it has been continuously enlarged and embellished.
Camii 1963 yılında bitirilmiş olmasına rağmen günümüze kadar sürekli genişletilmiş ve süslenmiştir.
This mosque was rebuilt and enlarged several times.
Bu cami tekrar inşa edildi ve birkaç kez genişletildi.
To let in more and more light. At the same time, the pinhole enlarged.
An8} Aynı zamanda daha fazla ışık alabilmek için delik genişledi.
It also had a strengthened chassis frame, enlarged fuel tank
Ayrıca güçlendirilmiş şasi çerçevesi, genişlemiş yakıt tankı
I tried to enlist during'Nam, but I was 4F, an enlarged heart.
Vietnam Savaşı sırasında orduya yazılmaya çalıştım ama büyümüş kalp sorunum var.
Questions were asked once again. All rise! With the enlarged photograph overlooking the proceedings!
Mahkemedeki büyütülmüş fotoğrafla beraber sorular yine sorulmaya başlandı. Herkes kalksın!
Shortly before midnight, he died in his sleep, at age 42, of an enlarged heart.
Gece yarısından önce kalp büyümesi nedeniyle 42 yaşındayken uykusunda öldü.
So other than the Vice-Ministers, who else is participating the enlarged Cabinet meeting?
Bakan yardımcılarından başka kimler katılıyor? Peki, genişletilmiş Kabine toplantısına?
Enlarged lymphs could.
Genişlemiş lenfler.
That's why his heart's enlarged, not the AZT.
AZT yüzünden değil. Kalbi bu yüzden büyümüş.
An enlarged heart.
Yani kalp büyümesi.
Eat pills to live. Enlarged.
Yaşamak hapları yemek. Büyütülmüş.
Me and my big, surgically enlarged mouth.
Şu büyük, cerrahi operasyonla genişletilmiş çenem yok mu benim.
You don't want enlarged pores on a first date?
İlk randevunda, genişlemiş… gözenekler istemezsin, değil mi?
Enlarged uterus means that she was recently pregnant.
Anlamı yakın zamanlarda hamileymiş. Büyümüş uterus.
Results: 127, Time: 0.0821

Top dictionary queries

English - Turkish