FAWN in Turkish translation

[fɔːn]
[fɔːn]
fawn
yavru geyiği
fawnı
fawn
yaltaklanır
geyik yavrusu

Examples of using Fawn in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I used to touch Fawn this way.
Fawna da böyle dokunurdum.
You gotta quit sleeping with that fawn.
Yavruyla birlikte biraz uyumalısın.
A fawn came over and wanted to play.
Yavru bir geyik geldi ve oynamak istedi.
With human hands I cannot kill even a fawn.
İnsan ellerimle bir yavru geyik bile öldüremiyorum!
We fawn on you so you won't hate us.
Biz sana diklendikçe sen bizden nefret edeceksin.
We will see what Mariah's fawn has to say for himself.
Bakalım Mariahnın honası kendini nasıl savunacak.
Some form of vinegar that Fawn smelled in the pickup.
Bir çeşit sirke, Fawnın komyonette kokladığı ile aynı.
I'm very happy to hear that Fawn is OK.
Fawnın iyi olduğunu duyduğuma çok sevindim.
He said that Fawn was already overexposed to outsiders.
Fawna dışardakilerin burayı yeteri kadar kirlettiğini söyledi.
Yeah, but does she know that Schmidt and Fawn broke up?
Evet, ama Schmidt ve Fawnın ayrıldığını biliyor mu?
Watching Klaus Fawn over Caroline at some lame-ass pageant?
Aptalca bir yarışmada Klausun Corlinea yaltaklanışını mı izleyeceğiz?
Come to show him my fawn.
Gel sana minik geyiğimi göstereceğim.
Flag the fawn.
Bayrak geyik.
Fawn a little if you want to be a samurai.
Samuray olmak istiyorsan dalkavukluk et biraz.
I did not appreciate having middle-Aged men fawn over me.
Ben Lorinin yaşındayken, orta yaşlı erkeklerin bana asılmasından hoşlanmazdım.
Flag the Fawn. Flag.
Bayrak. Bayrak geyik.
Flag. Flag the Fawn.
Bayrak. Bayrak geyik.
Her ladyship wants the fawn skirt Lady Mary never wears.
Hanımefendileri, Leydi Marynin hiç giymediği kahverengi eteği istiyor.
Fawn is teaching me how to be the most effective
Fawn bana nasıl çok etkili, başarılı bir erkek
Fawn is none of my business, and Schmidt seems to really like her, so whatever happens, I'm just not getting involved.
Fawn umurumda değil ve Schmidt ondan gerçekten hoşlanıyor gibi yani ne olursa olsun buna dahil olmayacağım.
Results: 142, Time: 0.1035

Top dictionary queries

English - Turkish