FIANCE in Turkish translation

nişanlısı
engagement
aim
shot
betrothal
engaged
insignia
nişanlım
engagement
aim
shot
betrothal
engaged
insignia
nişanlısını
engagement
aim
shot
betrothal
engaged
insignia
nişanlın
engagement
aim
shot
betrothal
engaged
insignia

Examples of using Fiance in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You're the one that invited her fiance to the house.
Nişanlısını eve davet eden sendin. Onu sorguya çekecektik.
Fiance. You need help with that?
Nişanlın.- Yardım edeyim mi?
A bit of assistance. I say, my fiance and I would appreciate.
Dedim ki, nişanlım ve ben biraz yardıma müteşekkir oluruz.
She lost her job and fiance in a two week span.
Hem işini hem de nişanlısını iki hafta içinde kaybetti.
Your rat of a fiance was gathering evidence.
Senin köstebek nişanlın kanıt topluyordu.
Soo Jin treats him like her dad. I have a fiance.
Nişanlım var. Soo Jin onu babası gibi görüyor.
She was too obsessed with catching the one who killed her fiance.
Nişanlısını öldüreni bulmak kızda saplantı olmuştu.
Fiance, really?
Nişanlın, gerçekten mi?
My old fiance.
Eski nişanlım… beni hiç anımsamıyor.
Fiance? He's a sailor.
Nişanlın? Denizci.
I have a play in rehearsal, a fiance and a headache!
Bir provam var, nişanlım ve başağrılarım var!
We were expecting Francesca's fiance.
Biz Francescanın nişanlısını bekliyorduk.
You have a fiance?
Nişanlın mı var?
Double whammy… she lost her job and fiance in a 2-week span.
Çok yazık. Hem işini hem de nişanlısını iki hafta içinde kaybetti.
Not"My steady Sledge" or"My fiance Sledge"?
Yani'' Kararlı Sledgeim'' veya'' Nişanlım Sledge'' değil mi?
You have a fiance? I'm waiting for my fiance..
Senin nişanlın mı var? Nişanlımı bekliyorum.
And maybe she was going to leave her fiance for him.
Ve belki de onun için nişanlısını terk edecekti.
fat cherubs. Fiance.
şişman melekler. Nişanlım.
You ever had a fiance?
Hiç nişanlın oldu mu senin?
The day of the interview, you said you knew the CEO's fiance.
Röportajın olduğu gün CEOnun nişanlısını tanıdığını söylemiştin.
Results: 362, Time: 0.038

Top dictionary queries

English - Turkish