FLASHES in Turkish translation

['flæʃiz]
['flæʃiz]
parlamaları
to shine
's sunlighting
parıltılar
glow
glitter
sparkle
shimmer
flash
glint
gleam
twinkle
glimmer
light
çakmalar
fake
knockoff
bottle
knock-off
phony
rip-off
banging
are bobos
yanıp
burns
flashing
blink
go up
's been desperate
will flicker
yanıp sönüyor
blinking
flashing
out there
yanıp sönen
flashing
blinking
flickering
strobing
twinkly
parlarlar
shines
glows
glisten
bright
shimmers
flaşları
parlamalar
to shine
's sunlighting
parlamanın
to shine
's sunlighting
parıltılarının
glow
glitter
sparkle
shimmer
flash
glint
gleam
twinkle
glimmer
light
parlıyor
to shine
's sunlighting
flashları
çakmasına
fake
knockoff
bottle
knock-off
phony
rip-off
banging
are bobos

Examples of using Flashes in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A deep sea angIer fish flashes in the darkness.
Derin denizlerdeki yilan baliklari karanlikta parlarlar.
They came to me in flashes, like crime scene photos.
Onlar suç alanı fotoğrafları gibi flaşlar içinde geldiler.
If Alpha Orionis Were about to go supernova there would be silicon flashes neutrino emissions.
Eğer Alpha Orionis süpernovaya dönüşüyor olsaydı… silikon parlamaları… nötrino ışınımları olurdu.
A deep sea angler fish flashes in the darkness.
Derin denizlerdeki yilan baliklari karanlikta parlarlar.
Get your flashes.
Flaşları hazırlayın.
In 1934, Edgerton was able to generate flashes as brief as one microsecond with this method.
Te Edgerton bu yöntemle bir mikrosaniye kadar kısa flaşlar üretebildi.
What about… memory flashes, deja vu?
Ya, önceden yaşadığını… sandığın anlar, hafıza parlamaları?
A deep sea angler fish flashes in the darkness.
Derin denizlerdeki yılan balıkları karanlıkta parlarlar.
These flashes are coming from outside the milky way galaxy.
Bu parlamalar samanyolu galaksisinin dışından geliyordu.
Try your flashes.
Flaşları deneyin.
No headaches no flashes.
Başağrısı yok flaşlar yok.
I keep seeing flashes of ultraviolet light.
Mor ötesi ışık parlamaları görüyorum.
Flashes, sparks, electric shocks.
Parlamalar, kıvılcımlar, elektrik şokları.
Suddenly, the artifact flashes with a bright light.
Kondansatörün aniden boşalması flaş ışığının parlak olmasını sağlar.
Get your flashes. That thing could be here any second.
Flaşları hazırlayın. Bu şey her an gelebilir.
We will be using fast shutter speeds and flashes throughout.
Yüksek hızlı çekim ekipmanı ve flaşlar kullanacağız.
I keep seeing flashes of ultraviolet light.
Morötesi ışık parlamaları görüyorum.
Green flashes might be observed from any place with a low horizon.
Yeşil parlamalar ufuk çizgisinin alçak olduğu her yerden görülebilir.
All day I'm writing news flashes.
Bütün gün flaş haber yazıyorum.
That thing could be here any second. Get your flashes.
Flaşları hazırlayın. Bu şey her an gelebilir.
Results: 190, Time: 0.102

Top dictionary queries

English - Turkish