GRILLING in Turkish translation

['griliŋ]
['griliŋ]
ızgara
grill
grid
barbecue
grate
barbeque
broiled
sorgulamasına
to interrogate
question
to interview
interrogation
second-guessing
debriefing
to cross-examine
kızartırken
roasted
fry
flush
sorguya
interrogation
interview
query
inquiry
questioning
debriefing
coroner
inquisition
interrogating
mangal
barbecue
grill
barbeque
brazier
brasier
a cookout
izgara
grill
grid
barbecue
grate
barbeque
broiled
ızgaraya
grill
grid
barbecue
grate
barbeque
broiled
ızgarayı
grill
grid
barbecue
grate
barbeque
broiled
izgara yapmak
grilling
grilling

Examples of using Grilling in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Back home, grilling steaks in the cold with Dad, with Lauren in love with me again.
Evdeyiz, soğukta babamla biftek kızartıyoruz Lauren tekrardan bana aşık.
About 1:00, Jenny started grilling some prawns.
Saat 1 civarında Jenny ızgarada karides yapmaya başlamış.
Not a grilling. They should be giving you an award.
Sana ödül vermeliler, sorgulama değil.
Grilling is an art form, Ryan.
Izgara yapmak, bir sanattır, Ryan.
Grilling frozen cow parts at Burger King?
Burger Kingde kızaran donmuş inek parçaları gibi mi?
Thor, impress us with your grilling skills.
Thor, bizi ızgara yapma yeteneklerinle etkile.
And that's after the grilling Buckland put us through in Boston.
Buckland sıkıştırdıktan sonra Bostonda canımıza okuyacaklar.
Or grilling something.
Veya mangal yapmak falan.
I love grilling.
Izgarayı çok seviyorum.
Shall I start grilling the fish?
Balığı kızartmaya başlayayım mı?
I'm supposed to take before I start grilling you.
Seni ızgara yapmaya başlamadan önce almam gerekiyor.
There was an iron plate, for grilling meat.
Et ızgara yapmak için bir demir plaka vardı.
He starts grilling the Secret Service guys.
Gizli Servis görevliIerini sorguIamaya başladı.
Hey, Cho, finished grilling the locals?
Selam Cho, buranın yerlilerini sıkıştırmayı bitirdin mi?
Right now I need to get back to my crazy friend and her feminist grilling agenda.
Şimdi çılgın arkadaşımın, feminist barbekü gündemine geri dönmeliyim.
I will give him a good grilling.
Onu iyice bir sorgularım.
Grilling mushrooms from the woods nearby. Grilling hot dogs.
Sosisli pişiriyor. Yakınlardaki ormandan topladığı mantarları pişiriyor.
Then why's nobody grilling the captain?
Peki neden kimse kaptanı sıkıştırmıyor?
I don't want anyone grilling him.
Kimsenin onu sıkıştırmasını istemiyorum.
You know what, he's not a rack of ribs, so stop grilling him.
Biliyor musun, o bir pirzola parçası değil yani onu kızartmayı bırak.
Results: 62, Time: 0.0851

Top dictionary queries

English - Turkish