HARDIN in Turkish translation

hardin
hardy
hardin
mi hardin
hardin hardin
harden
hardin

Examples of using Hardin in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
That Hardin was tied into the cartels. I'm positive.
Hardinin kartellerle olan bağlantısından eminim.
Where did you see Wes Hardin?
Wes Hardini nerede gördün?
What about your friend, Hardin?
Dostun Hardine ne dersin?
Why don't you talk to Hardin?
Neden gidip Hardinle konuşmuyorsun?
When I saw you standing in front of Nigel's trailer with Hardin.
Seni Hardinle beraber Nigelın karavanı önünde gördüğümde.
You spoke to Hardin.
Hardinle mi konuştun?
When Ken and I broke up. Hardin and I stayed with Vance for a few years.
Ben Kenden ayrılınca Hardinle birlikte bir süre… Vancete kalmıştık.
I can't tell you how much it means to me to see Hardin this way.
Hardini bu şekilde görmenin… benim için ne kadar anlamlı olduğunu bilemezsin.
or Wes Hardin, or Sam Bass.
Wes Hardinden, Sam Bassden bahsediyorlar.
No, I saw what Mr. Hardin did to Reedy.
Hayır, ben Bay Hardinin Reedyye yaptığını gördüm.
Hardin is… Why? Hardin is complicated.
Neden? Hardin karmaşık biri. Hardin.
Did you make Philip Hardin disappear?
Philip Harlini yok edebildin mi?
Donovan and hardin.
Donovan ve HARDIN.
World Wide Web Conference Committee(IW3C2), also founded by Robert Cailliau and colleague Joseph Hardin, every year since.
meslektaşı Joseph Hardin tarafından da kurulan Uluslararası Dünya Çapında Web Konferansları Yönlendirme Komitesi( IW3C2) tarafından organize edildi.
After leaving Navy, Hardin coached the Philadelphia Bulldogs of the Continental Football League, leading the team to a championship in 1966.
Donanmayı terk ettikten sonra, Hardin, 1969da bir şampiyonaya liderlik eden Continental Football Leaguein Philadelphia Bulldoglarına( Amerikan futbolu) antrenörlük yaptı.
My father, J: G: Hardin, was a preacher and a circuit rider.
Babam, J: G: Hardin, bir vaiz ve bir devre binicisiydi.
Was a preacher and a circuit rider: My father, J: G: Hardin.
Babam, J: G: Hardin, bir vaiz ve bir devre binicisiydi.
Why are we taking him up to Hardin County if we just gonna walk-- Never.
Asla. Öyleyse onu niye Hardy Eyaletine götürüyoruz, eğer… Çünkü kanun bu.
John Wesley Hardin, the jury having found you guilty of the murder of Sheriff Charles Webb.
John Wesley Hardin, jüri sizi Şerif Charles Webb cinayetinden suçlu buldu.
Everyone felt excited Tim Hardin, Richie Havens,
Tim Hardin, Richie Havens, Incredible String Band…
Results: 307, Time: 0.0423

Top dictionary queries

English - Turkish