HARNESSES in Turkish translation

['hɑːnəsiz]
['hɑːnəsiz]
koşumları
harness
run
kullanan
servant
bondman
worshiper
slave
a votary
to serve
to worship
koşum takımları
kullanıyor
servant
bondman
worshiper
slave
a votary
to serve
to worship
koşumlarını
harness
run
koşum takımı mu
kayış takımı
emniyet takımı

Examples of using Harnesses in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A containment chamber, harnesses, equipment.
Bir önleme haznesi, emniyet kemerleri, ekipmanlar.
Okay, get the winch and the harnesses- I know.
Biliyorum. Vinci ve kemerleri hazırlayın. Tamam.
A scientific program That harnesses the power of the true cross To bring about the end of days.
Kıyamet gününü getirmek için Tanrının gücünden faydalanan bir bilimsel program.
Dad… there are more kids like me out there, kids who had their harnesses removed but still had their spikes, serving with other resistance units.
Baba dışarıda benim gibi bir sürü çocuk var koşumları çıkarılmış ama dikenleri olan çocuklar diğer direniş bölüklerine hizmet ediyorlar.
Iron Shadow's belt is made of an indestructible metal… that harnesses his chakra energy. Why belts?
Demir Gölgenin kemeri… onun çakra enerjisini kullanan… yok edilemez bir metalden yapılmıştır. Niçin?
Proper safety equipment such as harnesses and guardrails and procedures such as securing ladders
Koşum takımları ve korkuluk gibi uygun emniyet ekipmanları ve merdivenleri sağlamlaştırma ve iskele teftişi yapma
Light spectrum by creating a translucent, Um, my latest chemical endeavor harnesses the power of the invisible luminescent solar concentrator.
Son kimyasal çalışmam… kızılötesi ışığı, elektrik akımına dönüştürebilen… yarı saydam, parlak bir… güneş yoğunlaştırıcısı yaparak… görünmez ışık tayfının gücünü kullanıyor.
I mean, even if we cut their harnesses off, they're never gonna be normal kids again.
Yani koşumlarını koparsak bile bir daha asla normal çocuklar olamayacaklar.
Light spectrum by creating a translucent, luminescent solar concentrator harnesses the power of the invisible Um, my latest chemical endeavor.
Son kimyasal çalışmam… kızılötesi ışığı, elektrik akımına dönüştürebilen… yarı saydam, parlak bir… güneş yoğunlaştırıcısı yaparak… görünmez ışık tayfının gücünü kullanıyor.
You may have heard the Volm built a device that allows us to remove the harnesses from the children who were enslaved by the Espheni?
Espheni tarafından köleleştirilen çocuklardan koşumlarını çıkarmamızı sağlayan Volm aygıtını duymuşsunuzdur belki?
Their clothes and harnesses froze solid
Giysi ve teçhizatları kaskatı donmuştu;
And when I strap just these little harnesses, this little wing,
Ben de bu küçük takımı, bu küçük kanadı üzerime giyince gerçekten
And we said,"Shit, we got some wire, we got some harnesses. We seen them Kill Bill movies, like, 20 times.
Kill Bill filmlerini 20 kere falan seyrettik, kemer takımlarımız var. ve dedik ki, lanet olsun, bizim de halatımız var.
They're waiting for us to tell them what do,- so forget the harnesses.
Onlara ne yapmalarını söylememiz için bizi bekliyorlar, o yüzden emniyet kayışını unut girsin.
You will find harness in the barn.
Ahırda koşumları var.
It's got a harness.
Koşumları var!
You will find harness in the barn.- Yes, sir.
Ahırda koşumları var.- Peki, efendim.
Other times they would have this sort of harness grafted onto their bodies, choking them.
Bazense, vücutlarına aşılanan bir çeşit koşumları vardı. İnsanları boğuyordu.
Do you want to try the harness?
Kayışı denemek ister misin?
And we will use this here harness and them there hooks.
Bu kayışları ve şu kancaları kullanacağız.
Results: 45, Time: 0.0689

Top dictionary queries

English - Turkish