HIM WIN in Turkish translation

[him win]
[him win]
onun kazanmasına
onun yenmesine
o mu kazansın
onun kazandığını
onun kazanmasını

Examples of using Him win in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
That's why I cheated. I can't let him win.
Bilmez miyim. İşte bu yüzden kopya çektim… onun kazanmasına izin veremezdim.
I know, but remember, don't let him win.
Biliyorum ama hatırla, onun kazanmasına izin verme.
Don't let… Don't let him win.
Onun… kazanmasına izin verme.
You're thinking about using your abilities to help him win?
Yeteneğini onun kazanması yolunda mı kullanacaksın?
You helped him win the presidency.
Ona kazanmasında yardım ettin.
Then I say we let him win.
O zaman ona kazandıralım.
I let him win.
Ben onu kazandırdım.
Let him win?
Onun kazanmasını mı?
Just let him win.
Bırak o kazansın.
You could have let him win.
Sanırım onu yenmeme faydası olmadı. Kazanmasına izin verdin.
We can't let him win this game.
Henüz oyunu kazanmadık, o kaybederse, kumarı biz kazandık demektir.
And let him win?
Onun kazanmasına mı izin vereceğim?
Let him win.
GÝZEMLÝ MÜZÝK BÝTER Kazansýn.
Hope you girls are letting him win a few hands at least.
Kızlar en azından arada bir bırakın o kazansın.
Go, have fun. Let him win a few holes.
Git, eğlen. Birkaç deliği o kazansın.
Let him win a few holes. Go, have fun.
Git, eğlen. Birkaç deliği o kazansın.
Idol of the children invulnerable warrior he keeps fighting for the childen who wants to see him win.
Çocukların idolü. Zarar görmeyen savaşçı. Onun kazandığını görmek isteyen çocuklar için dövüşüyor.
I refused to let him win and I pushed myself harder than I ever have before!
Onun kazanmasını engelledim!… ve Kendimi daha önce yapmadığım kadar zorladım!
You could have let him win first to bait him into a huge loss, make him bet his finger or heart in a game of life or death!
Daha büyük bir kayba sürüklemek için yem olarak ilk onun kazanmasına izin verebilirdin en sonunda parmağına veya kalbine bahse girmesini sağlayıp bunu bir ölüm kalım oyununa döndürebilirdin!
When he was young, five, I would have to play until I let him win.
O gençken, 5 yaşındayken, onun yenmesine izin verene kadar oynamak zorunda kalırdım.
Results: 65, Time: 0.0475

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish