HOODOO in Turkish translation

['huːduː]
['huːduː]
hoodoo
büyü
grow up
growth
to expand
bigger
being raised
expansion
to grown-up
hudu
hood
bir hoodoo
hoodoo
büyülü
magic
spell
grow up
sorcery
voodoo
witchcraft
hex
incantation
occult
big
uğursuz
uður
luck
ugur
lucky
ladybird
of hexes
for good luck

Examples of using Hoodoo in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
So you think she taught Rose hoodoo?
Huduyu Rosea onun öğrettiğini mi düşünüyorsun?
Dolls, hoodoo, mysterious shut in grandma?
Büyü? Gizemli büyük anne. Bebekler?
You're just a human who got lucky and found a fancy hoodoo necklace.
Sen sadece şanslı ve süslü bir büyülü kolye bulan bir insansın.
That's what you are, a hoodoo!
İşte sen bu sun. Bir uğursuz!
Is she doing her voodoo hoodoo?
Gene o voodoo büyülerini mi yapıyor?
Actually, it's"hoodoo.
Aslında ona'' Hoodoo'' deniyor.
So hoodoo was seen as a way of gaining control in a world that was suffused by violence and limited options.
Kontrol kazanmanın bir yolu olarak görülüyordu. Yani hoodoo, sınırlı seçeneklerin olduğu şiddet dolu bir dünyada.
You know, I'm no expert on this hoodoo stuff, but best we patch that up,?
Bu büyülü şeylerde uzman değilim ama elimizden geleni yaptık, değil mi?
In African American folklore called"hoodoo. I think it's reflecting on a tradition The story of Robert Johnson going down to the crossroads and making a bargain with the devil.
Şeytanla pazarlık yapma hikâyesi, Robert Johnsonın kavşağa gidip sanırım Afro Amerikan kültüründe hoodoo denilen bir geleneği yansıtıyor.
songs for African Americans, and black men in particular. that had hoodoo references.
Afro Amerikalılar, özellikle siyahi insanlar için hoodoo atıfları olan bu şarkıları söylerken.
In African American folklore called"hoodoo. I think it's reflecting on a tradition going down to the crossroads and making a bargain with the devil, The story of Robert Johnson.
Şeytanla pazarlık yapma hikâyesi, Robert Johnsonın kavşağa gidip sanırım Afro Amerikan kültüründe hoodoo denilen bir geleneği yansıtıyor.
Mr. Dyson says they will be pinning everything on Wayne, And they will pull some kind of fae hoodoo To convince Gina that he was working alone.
Bay Dysonın dediğine göre Waynei her türlü iğnelemeye maruz bırakacaklarmış ve Ginayı başka bir yaratık daha olmadığına ikna etmek için ona bir tür Fae büyüsü yapacaklarmış.
There's gotta be something somewhere in here… An item or a spell… Some hoodoo that can reverse the lockdown.
Burada bir eşya ya da büyü bir hodoo bu şeyi geri çevirecek bir şey olmalı.
How's hoodoo different?
Hudunun farkı ne?
Hoodoo, voodoo drink there.
Uğursuz içki burada.
You know what hoodoo is?
Hudu nedir biliyor musun?
Please don't hoodoo the boy.
Lütfen bu çocuğu lanetleme.
I'm tired of this hoodoo horseshit!
Bu lanet saçmalığından bıktım!
So you think she taught Rose Hoodoo? Ugh?
Huduyu Rosea onun öğrettiğini mi düşünüyorsun?
Turns out this guy runs a hoodoo voodoo freak show.
Görünüşe göre bu adam uğursuz büyülü bir ucube şovuna gitmiş.
Results: 114, Time: 0.0594

Top dictionary queries

English - Turkish