HYPOCHONDRIAC in Turkish translation

[ˌhaipə'kɒndriæk]
[ˌhaipə'kɒndriæk]
hastalık hastası
hypochondriac
hayali hasta
hipokondriyaksın

Examples of using Hypochondriac in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You also seem like a hypochondriac.
Ayrıca bir hipokondriyak gibi görünüyorsun.
She might have nerve damage? Did you really tell a hypochondriac.
Gerçekten bir hastalık hastasına… sinir hasarının olabileceğini söyledin mi?
They prescribed me that too, hypochondriac.
Hastalık hastası olduğumu da söylediler.
A hypochondriac no more?
Bir daha Hypochondriac yok o zaman?
A hypochondriac needs a shrink, not a doctor.
Hastalık hastasının psikoloğa ihtiyacı var, doktora değil.
Don't turn hypochondriac on me.
Beni hastalık hastasına dönüştürme.
Romero is a know-it-all. And a hypochondriac.
Romera ukalâ ve kuruntulu.
Great, my character's a hypochondriac.
Harika, karakterim tam bir hastalık hastası.
My character's a hypochondriac. Great.
Harika, karakterim tam bir hastalık hastası.
She's also a hypochondriac. Uh, in addition to being a nut burger.
Deli olmasının yanı sıra… aynı zamanda hastalık hastasıdır.
He He's kind of, a hypochondriac.
O bir tür hastalık hastasıdır.
almost a hypochondriac.
neredeyse hastalık hastasıdır.
Add hypochondriac. No, I'm done with that.
Hayır, o iş bitti. Hastalık hastasını ekle.
No, I'm done with that. Add hypochondriac.
Hayır, o iş bitti. Hastalık hastasını ekle.
military tactics, a hypochondriac.
savaş taktikleri öğrencisi, bir hipokondrik.
Jane's a hypochondriac and a bit of a racist,
Janein hastalık hastası ve ırkçı olması iyi oluyor.
I'm afraid to seem like a bit of a hypochondriac, but I worry about being infected at the crematorium.
Korkarım bir parça hastalık hastası gibi görünüyorum, fatak krematoryumda mikrop bulunmasından endişe ediyorum.
I mean, I'm not, like, a hypochondriac, but--- you actually are.
Ben hastalık hastası değilim ama…- Öylesin.- Bu çok iğrenç.
If you ask me, I think… casual is fine that works for me… he's just all the time imagining… hypochondriac.
Bana sorarsan, bence geçici olması iyi işime yarıyor. Hep öyle zannediyor. Hastalık hastası.
Edward"Eddie" Kaspbrak Eddie is a frail and asthmatic hypochondriac, who carries his inhaler with him everywhere.
Edward'' Eddie'' Kaspbrak: Eddie narin ve hipokondriyak astıma sahip olup nereye gitse inhalatörünü de yanında götürür.
Results: 59, Time: 0.0775

Top dictionary queries

English - Turkish