IMMORTAL in Turkish translation

[i'mɔːtl]
[i'mɔːtl]
ölümsüz
death
dying
mortality
ebedi
eternal
forever
everlasting
of eternity
undying
immortal
abiding
ölümsüzü
death
dying
mortality
ölümsüzün
death
dying
mortality
ölümsüzüm
death
dying
mortality
ebedileştirir
eternal
forever
everlasting
of eternity
undying
immortal
abiding

Examples of using Immortal in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
He thinks that his wealth will make him immortal.
Sanır ki gerçekten de malı, onu ebedileştirir.
I'm Grandpa Buddha, an immortal.
Ben büyükbaba Buddham, ölümsüzüm.
It was a matter of time that the Immortal would approach you.
Ölümsüzün karşına çıkması, sana yanaşması an meselesiydi.
Someone who kills an immortal must be killed by another immortal..
Bir ölümsüzü öldüren biri, başka bir ölümsüz tarafından öldürülmelidir.
But I'm an alchemist and therefore immortal.
Ama simyacıyım. Yani ölümsüzüm.
Thinking that his wealth has made him immortal.
Sanır ki gerçekten de malı, onu ebedileştirir.
Even the most powerful Ice immortal can't cast a morphing spell. It's weird.
Garip. En güçlü Buz ölümsüzü bile şekil değiştirme büyüsü yapamıyor.
How will I know the immortal I meet is She Yin?
Karşılaştığım ölümsüzün She Yin olduğunu nereden bileceğim?
But I'm an alchemist and therefore immortal. I'm alive.
Yaşıyorum. Ama simyacıyım, dolayısıyla ölümsüzüm.
I prayed that the Immortal would give up.
Ölümsüzün vazgeçmesi için dua ettim.
She Yin, killing an immortal is the worst possible crime.
She Yin, bir ölümsüzü öldürmek akla gelebilecek en kötü suçtur.
I'm alive. But I'm an alchemist and therefore immortal.
Yaşıyorum. Ama simyacıyım, dolayısıyla ölümsüzüm.
The one and only immortal in the world will be reborn soon.
Dünyanın tek ölümsüzü yakında tekrardan doğacak.
Didn't you just say that I'm the only true immortal in this world?
Bu dünyadaki tek ölümsüzün ben olduğumu az önce söylemedin mi?
But I'm an alchemist and therefore immortal.
Ama simyacıyım, dolayısıyla ölümsüzüm.
Every Immortal has one.
Her ölümsüzün vardır.
Bowen! Bowen! Lo, I'm immortal.
Bowen! Bowen! İşte, ben ölümsüzüm.
The Protector's duty is to stop the Immortal. You'rethe Protector.
Sen Muhafızsın. Muhafızın görevi Ölümsüzü durdurmak.
EVery immortal haS one. HiS elixir.
Her ölümsüzün bir iksiri vardır. şarap onun iksiri.
Bowen! Bowen! Lo, I'm immortal.
Bowen! İşte, ben ölümsüzüm. Bowen!
Results: 2147, Time: 0.0634

Top dictionary queries

English - Turkish