IMMORTALITY in Turkish translation

[ˌimɔː'tæliti]
[ˌimɔː'tæliti]
ölümsüzlük
death
dying
mortality
ölümsüzlüğü
death
dying
mortality
ölümsüzlüğe
death
dying
mortality
ölümsüzlüğün
death
dying
mortality
ebedilik
eternal
forever
everlasting
of eternity
undying
immortal
abiding

Examples of using Immortality in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I'm here to get him his magic and his immortality back.
Ona büyüsünü ve ölümsüzlüğünü geri getirmek için buradayım.
Is to watch others die. I have found the only way to enjoy immortality.
Ölümsüzlükten zevk almanın tek yolunu… diğerlerinin ölümünü izlemekte buldum.
Perhaps there is, Something more important than immortality.
Belki de ölümsüzlükten daha önemli bir şey var.
Maybe there's something more important than immortality.
Belki de ölümsüzlükten daha önemli bir şey var.
Brother Love said becoming a zombie means God chose you for immortality.
Brother Love, Tanrı ölümsüz olarak bizi seçtiği için zombi olduğumuzu söyledi.
The groom would talk about the immortality of the soul and he hadn't got a buttonhook.
Damat ruhun ölümsüzlüğünden bahsetmeye başladı ve kol düğmelerini bulamadı.
I want my daughter, I want immortality, and I want Stefan Salvatore.
Kızımı da istiyorum, ölümsüzlüğümü de istiyorum. Stefan Salvatoreu da istiyorum.
My immortality would not… be a miracle in their eyes.
Benim ölümsüzlüğüm, onların gözünde bir mucize olamaz.
So now comes the immortality, right? Whom. Sorry?
Kimi''. Affedersin Şimdi ölümsüz olacağım, değil mi?
My immortality is quite enough for me.
Ölümsüzlüğüm benim için yeterli.
My immortality makes me a living artifact.
Ölümsüzlüğüm, beni canlı bir esere dönüştürüyor.
They doubt the immortality of the soul.
Ruhun ölümsüzlüğünden şüphe duyarlar.
A tool to ensure their immortality.
Ölümsüzlüklerini sağlamak için bir araç.
The goblin's immortality to an end. He said I'mthe tool that will bring?
Goblinin ölümsüzlüğüne son verecek bir araç değil miyim ben?
The Goblin's immortality to an end. He said my purpose was to bring?
Goblinin ölümsüzlüğüne son verecek bir araç değil miyim ben?
Immortality, but forgetfulness promotes a healthy mind.
Anılar, anları ölümsüz kılar; fakat unutmak,
Than give up your immortality? You would rather stay in the dark?
Ölümsüzlüğünden vazgeçmektense karanlıkta kalmayı mı tercih ediyorsun?
You would rather stay in the dark than give up your immortality?
Ölümsüzlüğünden vazgeçmektense karanlıkta kalmayı mı tercih ediyorsun?
Close the outer doors! Immortality.
Ölümsüzlükten bahsediyorum. Dış kaportaları kapatın.
I'm talking about her long life, the source of her immortality.
Uzun hayatından, ölümsüzlüğünün kaynağından söz ediyorum.
Results: 996, Time: 0.0794

Top dictionary queries

English - Turkish