IMMUNE in Turkish translation

[i'mjuːn]
[i'mjuːn]
bağışık
immune
immunized
immün
immune
muaf
exempt
free
immune
excused
waiver from
bağışıklık
immune
immunized
bağışıklığı
immune
immunized
bağışıklıkları
immune
immunized

Examples of using Immune in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Until not even the immune are left standing. It will mutate again and again.
Tekrar tekrar mutasyon geçirecek… ta ki bağışıklığı olanlar bile kalmayana kadar.
Breast milk boosts the immune system?
Emzirmenin bağışıklı sitemini desteklediğini biliyorlar mı?
You don't think that I'm immune, do you?
Benim de bağışıklığım olduğunu düşünüyor musun?
The green berets of our immune system.
Bağışıklı sistemimizin yeşil berelileri.
You're not immune to frossbite.
Soğuğa bağışıklı değilsin.
You weren't immune.
Siz bağışıklı değilsiniz.
If they discover you're immune, they will execute you.
Eğer bağışıklığın olduğunu anlarlarsa, seni öldürürler.
If they discover you are immune they will kill you.
Eğer bağışıklığın olduğunu anlarlarsa, seni öldürürler.
Because the rat has no immune system, it won't reject your human cells.
Çünkü farelerin bağışıklı sistemleri yoktur. İnsan hücrelerini reddetmez.
Dad… tell me you're immune.
Baba, bağışıklığın olduğunu söyle.
Prove you're not immune to happiness.
Mutluluğa bağışıklığın olmadığını kanıtla.
It affects the immune system, leaving the body vulnerable to a host of diseases.
Bağışıklı sistemini etkiliyor, vücudu hastalıklara karşı koyamaz hale getiriyor.
No sign of immune activity.
Bağışıklardan bir iz görünmüyor.
The chemotherapy has suppressed her immune system.
Kemoterapi bağışıklı sistemini baskı altında tutuyor.
Someone's accessing the immune cellphone remotely.
Biri bağışıkların telefonuna erişim sağlıyor.
The FBI is gonna know I'm not really immune.
FBI aslında bağışıklığım olmadığını öğrenir.
It takes immune reconstitution off the table.
Bu bağışıklığın yeniden yapılanmasını masadan kaldırır.
But I believe myself to be immune.
Ama bağışıklığım olduğunu düşünmüyorum.
With Henry's immune system down, an infected heart will kill him.
Henryin bağışıklı sisteminin çökmesiyle birlikte enfekte kalp onu öldürecektir.
If they know you are immune they will kill you.
Eğer bağışıklığın olduğunu anlarlarsa, seni öldürürler.
Results: 1675, Time: 0.0625

Top dictionary queries

English - Turkish