INFURIATING in Turkish translation

[in'fjʊərieitiŋ]
[in'fjʊərieitiŋ]
sinir bozucu
annoying
frustrating
pesky
irritating
infuriating
unnerving
nerve-wracking
nerve-racking
aggravating
tiresome
çileden
suffering
ordeal
skein

Examples of using Infuriating in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Infuriating, irresponsible… They have got us set up with Windows 95.
Bilgisayarlarımızda Windows 95 var. Sinirlendirici, sorunsuz.
But she is a Morningstar in her bones. Sabrina may be intractable, infuriating, and naive.
Sabrina dikbaşlı, sinir bozucu ve saf olabilir ama özünde bir Morningstardır.
Sabrina may be intractable, infuriating, and naive, but she is a Morningstar in her bones.
Sabrina dikbaşlı, sinir bozucu ve saf olabilir ama özünde bir Morningstardır.
At the risk of infuriating America's isolationist forces, Chaplin took on the dictator singlehandedly.
Amerikanın soyutlama taraftarı güçlerini kızdırma riskini göze alarak tek başına diktatöre karşı geldi.
That a banker and one of the most influential attorneys from Lviv came to Hrushevskogo Street to throw stones at the police. Infuriating people to such despair.
İnsanlar o kadar öfkeliydi ki… bir banker ve Lvivin en ekili avukatlarından biri… Hruşevskogo Sokağına gelip polise taş atıyordu.
and, sometimes, infuriating woman. I'm so sorry.
bazen beni çiIeden çıkaran bir kadınsın sen. Çok üzgünüm.
And infuriating sometimes that it makes me wanna… Babe, Jen is so stubborn Can't imagine what that's like.
Jen bazen çok inatçı ve gıcık oluyor, o zamanlarda onu… Onun nasıl bir şey olduğunu hayal edemem.
Infuriating people to such despair that a banker
İnsanlar o kadar öfkeliydi ki bir banker
you need to have passion when you're dealing with such an infuriating, albeit beautiful character.
Ayrıca güzel bir karaktere karşı olan kızgınlığınızla baş edecek tutkuya da ihtiyacınız var.
but he is infuriating.
ve sen sinir bozuculuğu öğretemezsin.
has pointed fingers at Marovic, infuriating Montenegrin officials.
Maliye Bakanı Mladjan Dinkiç, Maroviçi suçlayarak Karadağlı yetkilileri çileden çıkardı.
And that would be illegal. but I don't, because I love her, Listen, I have been married for 25 years to the same wondefrul, infuriating woman, and granted,
Tam 25 yıldır aynı, muhteşem, sinir bozucu kadınla evliyim… ve inanın,
big pay cuts and tax hikes on workers, pensioners and the poor, infuriating politicians, and adds that she will not stop.
vergi zamlarını onaylayan milletvekillerinin lüks maaş ve ikramiye seviyeleri gibi konuları araştırmada kullanarak siyasileri kızdırıyor ve bundan vazgeçmeyeceğini söylüyor.
This is infuriating.
Çok sinir bozucu!
Infuriating, but magnificent.
Çileden çıkarır ama yine de mükemmeldir.
Stop infuriating me!
Kızdırma beni!
An absolutely infuriating game.
Sinir bir oyun.
It's humid and infuriating.
Nemli ve sinir bozucu.
An absolutely infuriating game.
Kesinlikle sinir bozucu bir oyun.
She is so infuriating!
Çok sinir bozucu!
Results: 443, Time: 0.0727

Top dictionary queries

English - Turkish