JAR in Turkish translation

[dʒɑːr]
[dʒɑːr]
jar
jarjar
kavanoz
jar
pot
bottle of
kavanozu
jar
pot
bottle of
küpü
cube
cubic
jar
the urn
jar az önce
jar
kavanozunu
jar
pot
bottle of
kavanozun
jar
pot
bottle of
küp
cube
cubic
jar
the urn
küpün
cube
cubic
jar
the urn

Examples of using Jar in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I found the jar filled with jewels.
Mücevher dolu küpü buldum.
Lynn.- Mama, I couldn't find the money jar. Lynn!
Lynn? Lynn! Anne, para kavanozunu bulamadım!
And then, and then I'm gonna get that jar back.
Sonra da, o küpü geri alacağım.
This darn governor must have hidden a honey jar in Hanyang.
Lanet vali, Hanyangda bal küpü saklamış herhâlde.
Time to put the cookies back in the cookie jar, Helen!
Kurabiyeleri kurabiye kavanozuna geri koyma vakti geldi Helen!
Fill up your honey jar?
Kavanozunuzu doldurmak ha?
You should just take some money out of your new toilet jar.
Yeni tuvalet kavanozundan biraz para alsana.
What was in that brown jar?
Şu kahverengi kavanozdaki neydi?
I caught my son stealing from a cookie jar.
Oğlumu kurabiye kavanozundan çalarken yakaladım.
Are you telling us that this jar contained the remains of a golem?
Bu kavanozda bir golemin kalıntıları mı var diyorsunuz yani?
Booth is upset that I pay nine dollars a jar for Christine's applesauce.
Christinea aldığım elma püresinin kavanozuna dokuz dolar ödediğim için Booth sinirli.
Oh, I spilled my pee jar!
Sidik kavanozumu döktüm yahu!
But that cookie jar says"mom" on it.
Ama o kurabiye kavanozunun üzerinde'' anne'' yazıyor.
She is stealing my tip jar!
Benim bahşiş kavanozumu çalıyor!
No eating mayonnaise straight from the jar, no using my toothbrush.
Direkt kavanozdan mayonez yemek yok, benim diş fırçamı da kullanamazsın.
The change the maid leaves in the cookie jar for cigarettes?
Bisküvi kavanozunun içerisine hizmetçi için bırakılan parayı mı?
My wife's already got a jar picked out.
Karım kavanozları hazırladı bile.
Like, a pickle jar is like a tomb for cucumbers.
Turşu kavanozları, salatalıklar için mezar gibi.
To think that I would steal from my own cookie jar!
Kendi kurabiye kavanozumdan para çaldığımı düşünmek mi?
I put a cruller in the Jerry's Kids jar.
Jerrynin Çocuklarının kavanozuna lokma tatlısı koydum.
Results: 1282, Time: 0.088

Top dictionary queries

English - Turkish