JILTED in Turkish translation

['dʒiltid]
['dʒiltid]
reddedilmiş
rejected
jilted
was denied
scorned
spurned
was declined
refused
terk edilmiş
abandoned
deserted
it's been abandoned
forsaken
derelict
jilted
you were left
lovelorn
been vacant
reddedilen
rejected
was denied
jilted
refused
disavowed
disowned

Examples of using Jilted in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Rachel's jilted fiancé.
Rachelin düğünde terk ettiği nişanlısı.
Some love who jilted him. perhaps he has some secret sorrow.
Belki de gizli bir acısı vardır, aşkı onu terk etmiştir.
She jilted him for someone else!
Başkasını için onu terk etmişti!
He jilted her.
Maybe some jilted lover was scouring the beach at night, searching for a lost soul.
Belki de, bir kaç reddedilmiş aşık, geceleyin kumsalı tarayıp… kayıp bir ruh aramıştır.
Your accusations are based on the lies of Catherine de Medici, a jilted, desperate, poisonous woman who wants me to be as miserable
Suçlamaların tamamıyla onun Catherine de Medicinin yalanları reddedilmiş, çaresiz ve zehirli bir kadına istinaden. Ve benim onun kadar zavallı
Courts don't protect jilted brides or legislate love.
Bu davanın esası yok. Mahkemeler, terk edilmiş gelinleri korumak için müdahalede bulunmaz. Mahkemeler aşk hakkında kanun yapmaz.
Well, listen, man, I got plenty on my plate without dealing with some jilted ex.
Dostum, terk edilmiş sevgili sorunları haricinde de çok işim var benim.
Listen, man, I got plenty on my plate without dealing with some jilted ex. She asked for my help.
Dinle, dostum, reddedilmiş eski sevgililerle uğraşmak dışında yapacak bir sürü işim var. Yardımımı istedi.
I felt like a jilted lover standing on his porch, holding those beautiful flours. Sorry.
Orada kapısının önünde… elimde o güzel unları tutarken Terk edilmiş aşık gibi hissettim. Pardon.
Sorry. I felt like a jilted lover standing on his porch, holding those beautiful flours.
Orada kapısının önünde… elimde o güzel unları tutarken Terk edilmiş aşık gibi hissettim. Pardon.
I got plenty on my plate without dealing with some jilted ex. Uh-huh. Well, listen, man.
Dinle, dostum, reddedilmiş eski sevgililerle uğraşmak dışında yapacak bir sürü işim var.
Standing on his porch, holding those beautiful flours. I felt like a jilted lover Sorry.
Orada kapısının önünde… elimde o güzel unları tutarken Terk edilmiş aşık gibi hissettim. Pardon.
Listen, man, I got plenty on my plate without dealing with some jilted ex.
Uğraşmak dışında yapacak bir sürü işim var. Dinle, dostum, reddedilmiş eski sevgililerle.
Was it love gone bad on the high seas that jilted lover sending him into the briny deep?
Kötüye giden bir aşk mıydı? onu açık denizlere gönderen reddedilmiş bir aşk mıydı?
He depicts a jilted woman who drowns herself when she discovers her paramour has fallen for another.
Onun tasvirine göre terkedilen kadın, sevgilisi başka birine aşık olduğu zaman kendini boğmuş.
Jilted and thrown aside like an old shoe.
Duyulması pek yararıma olmaz.
And so are the jilted lovers who throw acid on young girls. If that's true,… then those who behead our soldiers
Bu gerçek olsaydı… o zaman sınırda askerlerimize yapılanlar doğru… ve sevdiği genç kızın yüzüne asit döken insan
And so are the jilted lovers who throw acid on young girls. then those who behead our soldiers at the border are also right… If that's true!
Bu gerçek olsaydı… o zaman sınırda askerlerimize yapılanlar doğru… ve sevdiği genç kızın yüzüne asit döken insan da haklı olurdu!
They say Amadeo seduced her and later jilted her, that Luciana never married
Amadeonun onu ayartdığını söylerler ve sonra onu reddetti Luciana asla evlenmedi
Results: 58, Time: 0.0657

Top dictionary queries

English - Turkish