KILL US in Turkish translation

[kil ʌz]
[kil ʌz]
ölür müyüz
die
would it kill
bizi gebertir
bizi öldürebilecek
we die
bizi öldürmelerine

Examples of using Kill us in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
They wouldn't dare kill us.
Bizi öldürmeye yürekleri yetmez.
Either they kill us or we kill them.
Ya onlar bizi öldürecek ya biz onları.
They have to kill us to save their own skins!
Kendilerini kurtarmak için bizi öldürmek zorundalar!
Drouot was right. This mud may kill us.
Drouot haklıymış. Bu çamur bizi öldürebilir.
Another thing that can kill us.
Bizi öldürebilecek bir şey daha.
Now you could either try and kill us, and prove them right.
Şimdi ya dener ve bizi öldürür, ve onları haklı çıkarırsın.
Are you gonna get these guys before you kill us?
Bizi öldürmeden önce onları yakala!
You mean he's not gonna try and kill us anymore?
Yani artık bizi öldürmeye çalışmayacak mı?
Layla will come back and kill us.
Leyla geri gelip bizi öldürecek.
He means you don't wanna kill us.
Bizi öldürmek istemezsiniz demek istiyor.
This mud may kill us. Drouot was right.
Drouot haklıymış. Bu çamur bizi öldürebilir.
Don't let them kill us" sounds good.
Bizi öldürmelerine izin verme'' kulağa hoş geliyor.
These creatures aren't the plague that can kill us. You are.
Bizi öldürebilecek hastalık bu yaratıklarda değil sizde.
Others kill us.
Diğerleri bizi öldürür.
IOI's tryna kill us, man!
IOI bizi öldürmeye çalışıyor, oğlum!
If we continue desperately improvising solutions, our own efforts may ultimately kill us.
Bu çaresizce, çözüm girişimlerine devam edecek olursak kendi çabalarımız büyük ihtimalle bizi öldürecek.
He probably would have had to kill us.
Muhtemelen bizi öldürmek zorunda kalırdı.
That's why it can kill us.
Bu yüzden bizi öldürebilir.
You were gonna help them kill us?
Bizi öldürmelerine yardım mı edeceksin?
A pressure, which may kill us, can only tickle him.
Bizi öldürebilecek bir basınç, onu ancak, güldürebilir.
Results: 427, Time: 0.0488

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish