LIKE STEALING in Turkish translation

[laik 'stiːliŋ]
[laik 'stiːliŋ]
çalmak gibi
like stealing
like taking
like playing
çalma gibi
like stealing
hırsızlık
thief
burglar
robber
crook
theft
intruder
thieving
stealing

Examples of using Like stealing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Yes. This is not like stealing lollipops.
Ama bu iş lolipop çalmaya benzemez. Evet.
Yes. This is not like stealing lollipops.
Evet. Ama bu iş lolipop çalmaya benzemez.
It's like stealing a national monument. Ben, for God's sakes.
Ben, Tanrı aşkına… bu iş ulusal bir anıtı çalmaya benzer.
This is not like stealing blankets. No.
Hayır. Bu iş battaniye çalmaya benzemez.
No. This is not like stealing blankets.
Hayır. Bu iş battaniye çalmaya benzemez.
It's like stealing a national monument. Ben.
Bu. Şu ulusal anıtı çalmaya benziyor.
No. Indra: This is not like stealing blankets.
Hayır. Bu iş battaniye çalmaya benzemez.
You like stealing other people's keys? It's not of your business!
Seni ilgilendirmez! Başkalarının anahtarını çalmak hoşuna mı gidiyor?
This is, uh… I mean, it's not like stealing oranges, man, or knockin' over a bookstore or kicking a safe in.
Demek istediğim, bu portakal çalmak gibi bir şey değil, ya da kitapçıyı tekmelemek değil.
Don't you think this is like stealing from a church. First Obshti, now you.
Bunun bir kilisede hırsızlık olduğunu bilmiyor musun? Önce Obshti, şimdi sen.
But I can't do something so shameless like stealing someone's love, so I would
Ama bir başkasının aşkını çalmak gibi hayasızca bir şey yapamazdım,
But if she has sold it and it's my car, that's like stealing, isn't it?
Ama benim olan bir arabayı satıyorsa bu da hırsızlık oluyor, değil mi?
at Buckingham Palace but I never dreamed you would think of getting me involved in something like stealing that statue.
içmeyi beklemiyordum ama hiçbir zaman da o heykeli çalmak gibi bir suça bulaştıracağınızı düşünmemiştim.
that was how they verified the rookies. like stealing a person's credit card number.
bir kişinin kredi kartı numarasını çalmak gibi, ve böylece acemi çaylakları tespit ediyorlardı.
And that was how they verified the rookies. like stealing a person's credit card number, They told me to do something illegal.
Yasadışı bir şey yapmamı söylediler, bir kişinin kredi kartı numarasını çalmak gibi, ve böylece acemi çaylakları tespit ediyorlardı.
And that was how they verified the rookies. They told me to do something illegal, like stealing a person's credit card number.
Yasadışı bir şey yapmamı söylediler, bir kişinin kredi kartı numarasını çalmak gibi, ve böylece acemi çaylakları tespit ediyorlardı.
A chair costs money, so it's like stealing, and you always say.
Bir sandalyenin maddi değer vardır yani bir şeyler çalmış gibi olacaksın ve sen de her zaman.
do crazy shit for her, like stealing these signs.
çılgınca şeyler yapmamı istiyordu. Bu tabelaları çalarak falan.
it's not really close, like stealing your heart from your best friend.
bu kalbinizi en yakın arkadaşınızdan sakınmak, çalmak gibi birşey.
Like stealing.
Çalmak gibi.
Results: 1982, Time: 0.0415

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish