STEALING in Turkish translation

['stiːliŋ]
['stiːliŋ]
çalmak
steal
to play
knock
theft
rang
to rob
hırsızlık
thief
burglar
robber
crook
theft
intruder
thieving
stealing
çalarken
steals
plays
rings
alarm
player
knocks
çalıyor
plays
steals
ringing
knocking
blaring
ringin
çalan
chala
play
çalıntı
hot
fence
stolen
çalacaksın
to steal
knock
playing
gonna
going
çalmakla
steal
to play
knock
theft
rang
to rob
çalmaktan
steal
to play
knock
theft
rang
to rob
çalmaya
steal
to play
knock
theft
rang
to rob
hırsızlığı
thief
burglar
robber
crook
theft
intruder
thieving
stealing
hırsızlığın
thief
burglar
robber
crook
theft
intruder
thieving
stealing
hırsızlığından
thief
burglar
robber
crook
theft
intruder
thieving
stealing

Examples of using Stealing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Someone stealing a horse from Rescue Ranch. Oh, look.
Birisi çiftlikten bir at çalıyor. Bak.
I told you that stealing is a sin.
Ben size hırsızlığın günah olduğunu söyledim.
You ready? To go to prison for stealing evidence?
Kanıt hırsızlığından hapse girmeye mi?
I'm arrested for stealing cars.
Çok güzel çalıntı arabalar için.
Doing what? stealing cattle, Wyatt. I should judge.
Ne yapıyor? Sanırsam, sığır çalıyor, Wyatt.
You do know that stealing's a crime,
Hırsızlığın suç olduğunu biliyorsun,
To go to prison for stealing evidence? You ready?
Kanıt hırsızlığından hapse girmeye mi?
Stealing old paintings, kidnapping bankers families.
Çalıntı tablolar, bankacıların kaçırılan aileleri.
Stealing half my client's pay. $12 billion company Um, this is a massive.
Bu muazzam, 12 milyar dolarlık şirket müşterimin maaşının yarısını çalıyor.
The lying, the stealing, the drinking, the gambling.
Yalan söylemen, hırsızlığın, içki sorunun, kumar sorunun.
According to Article 198, he's found guilty of stealing cultural heritage.
An8} kültürel miras hırsızlığından suçlu bulunmuştur. fıkra uyarınca.
For stealing a ship, so… And Mars isn't looking to arrest them You too.
Çalıntı bir gemi için Mars tarafından aranmıyorlar da.
This is a massive, stealing half my client's pay. $12 billion company.
Bu muazzam, 12 milyar dolarlık şirket müşterimin maaşının yarısını çalıyor.
Did no-one ever tell you that stealing is a sin?
Kimse sana hırsızlığın günah olduğunu söylemedi mi?
I'm helping you find out about who did the stealing.
Hırsızlığı kimin yaptığını bulmana yardım ediyorum.
These kids, they make, like, 100 bucks a phone stealing these things.
Bu çocuklar sanırım bu telefon hırsızlığından 100 dolar falan kazanıyorlar.
And Mars isn't looking to arrest them You too. for stealing a ship.
Çalıntı bir gemi için Mars tarafından aranmıyorlar da.
Yeah, exactly. So, Blackwood's stealing water from federal lands?
Blackwood federal araziden su çalıyor. Evet?
You know what stealing is?
Hırsızlığın ne demek olduğunu biliyor musun?
Even back at Reeves High. Stealing from the teachers' lounge.
Hatta geçmişte Reeves Lisesinde öğretmenler odası hırsızlığı.
Results: 3906, Time: 0.0678

Top dictionary queries

English - Turkish