LION in Turkish translation

['laiən]
['laiən]
aslan
lion
arslan
lion
aslana
lion
liona
lionun
lionda

Examples of using Lion in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
My lion, has Hürrem taken a turn for the worse again?
Aslanım, gene mi fenalaştı Hürrem yoksa?
We do not serve mountain lion, sir.
Dağ aslanımız yok beyefendi.
We got a letter from The Lion today.
Bugün Aslandan bir mektup aldık.
I told my lion that I am not accepting this wedding.
Aslanıma, bu izdivaca razı olmadığımı söyledim.
In the lion pride, they kill the runt of the litter, but not in our family.
Aslanlar zayıf doğan yavruyu öldürür ama benim ailem yapmaz.
Better than a lion farm or snake pit.
Kafesteki aslandan veya yılandan daha iyi.
For instance, when she didn't get Sea Lion captain, she cried for three days.
Örneğin, Deniz Aslanlarının kaptanı olamadığı için üç gün boyunca ağladı.
So I wonder, how did those Sea Lion ringers get approved so quickly?
Yani, Deniz Aslanları ikilisi bu kadar çabuk nasıl girdi, merak ediyorum?
It's the guy lion who poofs up.
Aslanların da erkeği kur yapar.
Most lion hunts end in failure.
Aslanların çoğu avı başarısızlıkla sonuçlanır.
My lion, my Süleyman, has seen fit to do so.
Benim aslanım, Süleymanım öyle uygun görmüş.
Sümbül, have a great feast prepared for my lion tonight.
Sümbül, akşam aslanıma, güzel bir hünkâr sofrası hazırlatın.
This sea lion accepts these predatory lizards.
Deniz aslanları bu yırtıcı sürüngenleri kabulleniyor.
The lion enjoys a diet that includes wildebeest, zebras and buffalo.
Aslanlar antilop, zebra ve bizonları yemeyi severler.
You're not allowed to stroke the lion.
Aslanları okşaman yasak.
My lion said that he didn't even want to see you here.
Aslanım seni burada görmek bile istemediğini söyledi.
The end of the wolf, the lion, the bull and the axle.
Kurtların, Aslanların, Boğaların ve Eşeklerin nesli tükenince.
Did you know, Lenny-baby is afraid of your lion in the zoo?
Lenny-babynin hayvanat bahçesindeki aslandan korktuğunu biliyor muydunuz?
I heard they have a lion in there.
Orada bir aslanları olduğunu duydum.
I have never seen a mountain lion do that.
Bir dağ aslanının bunu yaptığını hiç görmedim.
Results: 4264, Time: 0.0581

Top dictionary queries

English - Turkish