MANDRAGORA in Turkish translation

[mæn'drægərə]
[mæn'drægərə]
mandragora
adamotu
mandrake
mandragora
mandragora verin
bir mandragora
a mandragora
bir mandragorayı

Examples of using Mandragora in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And root around like a mandragora.
Mandrake gibi kök salmak istiyorum.
Is used to return those who have been. Mandrake, or Mandragora.
Adamotu ya da adam kökü… tasIasmisIari eski haIine döndürmek icin kuIIaniIir.
Where are they keeping Mandragora?
Mandragorayı nerede tutuyorlar?
The Mandragora has Ingrid in a really creepy trance that we can't break on our own,
Mandragora Ingridi çok ürpertici bir transta tutuyor ki bunu kendi başımıza
Not poppy, nor mandragora nor all the drowsy syrups of the world shall ever medicine thee to that sweet sleep which thou owedst yesterday.
Ne haşis., ne adamotu, ne de uyku verici şurupları dünyanın daha dün sahip olduğun o tatlı uykuyu artık verir sana.
Mystery man Who fought a mandragora and lived to tell the tale A hot dog vendor?
Mandragora ile savaşıp hikâyeyi anlatacak kadar yaşayan sosisli sandviç satıcısı mı?
When a Mandragora attacks, it uses its tentacles to inject a neurotoxin into the brain of its victim.
Bir Mandragora saldırdığında dokunaçlarını kullanarak, kurbanının beynine sinir zehri enjekte eder.
Mandragora… Henbane Lye… Thorn apple… Hemlock… Belladonna… Half a dozen more.
Daha da devam ediyor. Adamotu, ban otu, küllü su, alıç… ağı otu, belladonna.
If Mandragora's trying to get out of the country, how are we supposed to know which one he's on?
Eğer Mandragora ülkeden çıkmaya çalışıyorsa hangi gemide olduğunu nasıl anlayacağız?
awesome the shimmering the staggering, suggestive most scabrous… most scandalous sensational Mandragora!
müstehcen en açık saçık… en kepaze ve sansasyonel Mandragora!
The Mandragora's gone,
Mandragoras öldü ailen güvende
So you're saying this Mandragora who came after you is also going around town killing people, carving the King's symbol into their chests?
Yani, senin peşinden gelen bu Mandragoranın kasabada dolaşıp insanları öldürdüğünü göğüslerine Kralın sembolünü oyduğunu mu söylüyorsun?
You killed the Mandragora, our only means of finding a host body for the king's spirit.
Mandragorayı öldürdün, biz sadece kralın ruhuna bir vücut bulmak istiyoruz.
I tell you what I know about Cadmus immediately after you help me find out what rock Steven Mandragora's hiding under.
Ben sana Cadmus hakkında bildiklerimi anlatacağım ve sen de Stephen Mandragoranın neden bu kadar önemli olduğunu öğrenmeme yardım edeceksin.
A Mandragora and its mate are connected even when they're not together.
Bir Mandragora beraber olmadıklarında bile ortağıyla bağlıdır.
It was a lot easier when then Mandragora was doing the dirty work, wasn't it?
Mandragora pis işi yaparken çok daha kolaydı, değil mi?
The Mandragora must be dead.
Mandragora ölmüş olnalı.
Where's the Mandragora expert?
Mandragora uzmanı nerede?
The mandragora is no longer helping? Aye?
Evet. Adamotu artık işe yaramıyor mu?
Kill them, and just let the mandragora die.
Onları öldür sonra Mandragora kendiliğinden ölür zaten.
Results: 74, Time: 0.044

Top dictionary queries

English - Turkish