MESMERIZED in Turkish translation

['mezməraizd]
['mezməraizd]
hipnotize
hypnotize
hypnotise
hypnotic
mesmerized
mesmerised
hypnosis
büyüledi
magic
to dazzle
to bewitch
büyülenmiş
magic
spell
grow up
sorcery
voodoo
witchcraft
hex
incantation
occult
big

Examples of using Mesmerized in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Sorry. F-fire-- fire must have mesmerized me.
Afedersin. Yangın beni etkilemiş olmalı.
Your eyes have mesmerized me.
Gözlerinde bana karşı bir heyecan var.
It is believed that Zymytryk mesmerized a man at the point of death and buried him alive on September 2nd, 1906.
Zymytrykin, ölmek üzere olan bir adamı hipnotize edip 2 Eylül 1906da canlı canlı gömdüğüne inanılıyor.
The mesmerized supers know we're here…
Hipnotize edilmiş süperler burada olduğumuzu biliyorlar
Closer to home, the Slovenian band Laibach put on a spectacular show, while the girls from Marsheaux- a band based in Thessaloniki- mesmerized fans with synthpop mix.
Eve daha yakın isimler arasında, Sloven grup Laibach görülmeye değer bir sahne şovu sunarken Selanikli bir grup olan Marsheauxnun kızları synthpop mixleriyle seyirciyi büyüledi.
On our planet, Mr. Bates… a Brakal is a creature so mesmerized by fire… that it eventually consumes him.
Gezegenimizde, Bay Bates… Brakal onu yokedecek olan ateşle hipnotize edilmiş bir yaratıktır.
if he's really crazy… I'm mesmerized!
gerçekten çılgın mı olduğuna karar veremedim. Hipnoz oldum!
You cannot mesmerize me!
Beni hipnotize edemezsiniz!
Mesmerizing blue china,
Büyülüyor mavi çini… Ellerimde,
We were both wearing the necklaces when Lydia couldn't mesmerize us.
İkimizde bu kolyeleri taktığımızda Lydia bizi hipnotize edememişti.
Mesmerizing blue china.
Büyülüyor mavi çini.
I think that mesmerizes me a little, that it's so reciprocal.
Sanırım bu biraz büyülüyor beni, bu kadar karşılıklı olması.
Even in this moment, your beauty mesmerizes me.
Güzelliğin beni büyülüyor. Şu anda bile.
Wague's mesmerizing, isn't he?
Wague büyülüyor, değil mi?
Your beauty, mesmerizing.
Güzelliğin büyülüyor.
His eyes are mesmerizing. He sends me signals.♪.
Onun büyüleyici gözleri, bana işaret ediyor.
Oh, these mesmerizing eyes….
Ah, bu büyüleyici gözler….
But something in those eyes… mesmerizing.
Ama o gözlerde büyüleyici bir şey vardı.
The mesmerizing detail.
Büyüleyici ayrıntılar.
I found it mesmerizing.
Bunu büyüleyici bulurdum.
Results: 40, Time: 0.0534

Top dictionary queries

English - Turkish