MUSCLE in Turkish translation

['mʌsl]
['mʌsl]
muscle
güç
power
strength
force
difficult
adale
muscle
muscular
kas
muscle
muscular
brawn
musculature
no , case
flex
kası
muscle
muscular
brawn
musculature
no , case
flex
pazularımı
kaslı
muscle
muscular
brawn
musculature
no , case
flex
kasları
muscle
muscular
brawn
musculature
no , case
flex
kaslar
muscle
muscular
brawn
musculature
no , case
flex
gücü
power
strength
force
difficult
gücünü
power
strength
force
difficult
gücüne
power
strength
force
difficult

Examples of using Muscle in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Kiss the muscle.- I kiss the muscle.
Pazularımı öpeyim. Pazularımı öp.
So why not freeze them and paralyze virtually every muscle in her body?
Yani neden organlarını dondurup vücudundaki her kası felç etmiyoruz?
Every muscle in the body seizes up, and the victim dies of cardiac arrest.
Bedendeki tüm kaslar tutulur ve kurban da kalp durmasından ölür.
They just shredded to pull this tower up. Every muscle they need to climb.
Tırmanmak için kuleyi kaldırırken parçaladıkları tüm kasları gerekli.
It causes muscle damage.
Adale hasarına sebep olur.
That's me and your dad at Venice Beach, Muscle Beach.
Baban ve ben Venice Kumsalında, Muscle Kumsalındayken.
Need a bit more muscle.
Biraz daha güç lazım.
No, but you crush enough muscle and it starts leaking potassium into your blood.
Yok ama yeterince kasın eziliyor ve kanına potasyum karışmaya başlayacak.
Not if we separate the layers… create a plane between the skin and the muscle.
Katmanları ayırırsak sorun olmaz… kaslar ve deri arasında bir düzlem oluşturalım.
some of his body lacks muscle.
vücudunun bir kısmının kasları eksik.
She just took a muscle relaxer.
Adale gevşetici aldı sadece.
Mumbai Muscle. A pea protein marketed just towards the Indian weight-lifting community?
Hint ağırlık kaldırma topluluğuna satılan nohut proteini. Adı da Mumbai Muscle.
We got a lot of muscle behind this.
Bunun arkasında pek çok güç var.
And when does he decide to take muscle control seriously?
Ve ciddi olarak ne zaman gücü kontrol altına almaya karar verir?
You have no muscle.
Hiç kasın yok.
And some of his body lacks muscle. He's not even ten meters tall.
O 10 metre bile yok, ve vücudunun bir kısmının kasları eksik.
Does that hurt there? A muscle twisted?
Adale burkulmuş.- Burası acıyor mu?
Workin' with the Horse.- Who?- Muscle.
Horse ile beraber çalışıyor.- Muscle.- Kim?
We got a lot of muscle behind this.
Bunun arkasinda pek çok güç var.
I can't see you need that much muscle.
O kadar kasa gerek duyduğunu göremiyorum.
Results: 1797, Time: 0.0697

Top dictionary queries

English - Turkish