PLAYGROUND in Turkish translation

['pleigraʊnd]
['pleigraʊnd]
oyun bahçesi
bahçesi
garden
yard
lawn
backyard
patio
orchard
outdoor
oyun sahası
bir park
park
a parking
playground
oyun parkı gibi
oyun bahçesini
çocuk parkına
oyun alanın
oyun parkına
oyun alanıydı
oyun bahçesinin
oyun parkını
oyun bahçesinde
bahçesine
garden
yard
lawn
backyard
patio
orchard
outdoor
çocuk parkında
çocuk parkını
bahçesinde
garden
yard
lawn
backyard
patio
orchard
outdoor
oyun parkından
bahçe
garden
yard
lawn
backyard
patio
orchard
outdoor
oyun sahasında
oyun sahasına

Examples of using Playground in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
the Li'l Sebastian fountain, even the Wamapoke playground.
Lil Sebastian çeşmesi hatta Wamapoke Oyun Parkı bile.
It's not for the playground.
Çocuk parkı için değil.
The playground is a war zone.
Oyun bahçesi bir savaş bölgesidir.
This was called Seattle Slew's winter playground.
Bir kış oyun sahası. Burası Seattle Slew ile özdeşleşmiş.
It's a superhero's playground.
Süper kahramanların oyun parkı gibi.
If I want to watch kids, I will open a playground.
Çocuk görmek istersem, bir park açarım.
we went from drinking buddies to playground patrol.
içmeye giden arkadaşlardan, oyun parkı bekçilerine dönmüştük.
Where's the playground?
Çocuk parkı nerede?
Same nobody that built that playground?- Nobody?
Bu oyun alanını kuranla aynı hiçkimse mi? Hiçkimse mi?
We found playground turf and paint.
Oyun bahçesi çimiyle sprey boya bulduk.
Playground. It's a superhero's.
Süper kahramanların oyun parkı gibi.
Mr. Seifried, we're not cut out for the playground.
Oyun bahçesi için uygun değiliz.
This is the school playground.
Burası okulun oyun sahası.
A playground bedecked with flowers.
Çiçeklere boğulmuş bir park.
Wow. No wonder they call this place the scientists' playground.
Vay be. Buraya boş yere bilim insanlarının… oyun parkı demiyorlarmış.
Tom started chasing Mary around the playground.
Tom oyun alanında Maryyi kovalamaya başladı.
Hey, this is not a playground, okay?
Hey, burası çocuk parkı değil, tamam mı?
Nobody? Same nobody that built that playground?
Bu oyun alanını kuranla aynı hiçkimse mi?
No, the playground is a war zone.
Oyun bahçesi bir savaş bölgesidir. Hayır.
It's a superheroes' playground.
Süper kahramanların oyun parkı gibi.
Results: 442, Time: 0.0652

Top dictionary queries

English - Turkish