Examples of using Parkta in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Parkta görüşürüz o zaman?
De parkta ki saldırıların karanlıktan sonra olduğunu herkes biliyordu.
Ve parkta çok fazla öpüşeceğiz.
Göletli parkta, 45 dakika sonra?
Parkta bir köşe ararım.
Tanrım! Kadınlara parkta hep bunu mu yaparsın?
Parkta çeşitli yürüyüş patikaları ve kamping yerleri bulunmaktadır.
Şimdi, parkta yürüyüşe çıkarım. Hava yağmurlu ya da güneşli olsun fark etmez.
Yakınlardaki parkta güzel bir yer var.
Şehirdekilerin parkta kamp yapmaya izin verdiklerini biliyor muydun?
Parkta Brendayı itti.
Onunla sadece parkta görüşen adam olmak istemedim.
Cumartesileri parkta babalar günüdür.
Parkta kimliği belirlenemeyen bir erkek bulundu….
Gorillerimiz sayesinde parkta epey proje uygulanıyor.
Öldüğüm gün parkta küçük bir kız vardı.
Artık parkta gezinmemiz için bir neden yok.
Parkta içki dükkanını seyretmeyi sevdiğim kadar.
Sanki parkta yürüş yapıyormuş gibi mi hissediyorsun?
O gece parkta yaşananlarla ilgili tüm şikayetleri inceledim.