POLLUTION in Turkish translation

[pə'luːʃn]
[pə'luːʃn]
kirlilik
dirt
dirty
grime
filth
grimy
dirtʼ
schmutz
kirlenmesi
to get dirty
to be dirty
pollution
kıyımlarını
slaughter
carnage
kirliligi gibi
pollution
kirliliği
dirt
dirty
grime
filth
grimy
dirtʼ
schmutz
kirliliğini
dirt
dirty
grime
filth
grimy
dirtʼ
schmutz
kirliliğin
dirt
dirty
grime
filth
grimy
dirtʼ
schmutz
kirlenme
to get dirty
to be dirty
pollution
çevre kirliliğine neden oldu

Examples of using Pollution in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Oil spills are probably the most emotive of marine pollution events.
Petrol sızıntıları deniz kirliliğinde en medyatik olaylardan biridir.
With pollution they restart once they finish.
Kirlenmeyle beraber bitirdikleri şeye yine başladılar.
I'm sure my mother's got a law against noise pollution.
Eminim annemin gürültü kirliliğine karşı bir yasası vardır.
Drug pollution is implicated in the sex effects of water pollution..
İlaç kirliliğine karışan bir diğer surum da su kirliliğindeki cinsellik etkisidir.
Bangkok is choked with pollution, and the people eat rats and bugs.
Bangkok kirliliğe boğulmuş. Millet sıçan ve böcek yiyor.
Severe allergies to dust, pollution, hairspray.
Toza, kirliliğe, saç spreyine karşı ağır alerjiler.
You reported your company for causing pollution.
Kirliliğe sebep olduğu için kendi şirketini mi ihbar ettin?
He said trees cause pollution.
Ağaçlar kirliliğe neden olur dedi.
I hate noise pollution.
Gürültü kirliliğinden nefret ediyorum.
It is sensitive to air pollution.
Hava kirliliğine karşı dayanıklıdır.
Smog is a type of severe air pollution.
Kuraklığa ve hava kirliliğine dayanıklı bir türdür.
Pollution. A return to filth.
Kirliliğe. Pisliğe dönüş.
A return to filth. Pollution.
Kirliliğe. Pisliğe dönüş.
Rivers carry pollution down to the sea.
Nehirler kirli atıkları denizlere taşımakta.
I'm sorry. People talk about pollution, but who cares?
Özür dilerim. İnsanlar kirlilikten bahsediyor ama kimin umurunda?
People talk about pollution, but who cares? I'm sorry?
Özür dilerim. İnsanlar kirlilikten bahsediyor ama kimin umurunda?
Earth to be. Unsullied by overpopulation and pollution.
Kirlilikten ve aşırı nüfustan arınmış bir dünya.
It sits above Earth's clouds and pollution.
Dünyanın kirliliğinin ve bulutlarının üzerinde oturuyor.
Human pollution is one of the greatest threats to the environment out here.
Kirli insan çevremiz için en büyük tehditlerden biridir.
In recent decades, China has suffered from severe environmental deterioration and pollution.
Son onyıllarda Çin, ciddi oranda çevre bozukluğu ve kirliliğine maruz kalmıştır.
Results: 801, Time: 0.0622

Top dictionary queries

English - Turkish