PORTABLE in Turkish translation

['pɔːtəbl]
['pɔːtəbl]
taşınabilir
portable
mobile
handheld
movable
move
transportable
moveable
deployable
carriage-mounted
portatif
portable
camp
porta
collapsible
seyyar
mobile
portable
porta
on wheels
travelling
itinerant
ambulatory
roving
röntgeni
x-ray
roentgen
peep
voyeurism

Examples of using Portable in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Computer category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Programming category close
We need to redo the portable chest.
Göğüs röntgenini tekrar çekmemiz gerek.
Portable. That's all I know.
Tek bildiğim bu. -Taşınabilir.
That's all I know. Portable.
Tek bildiğim bu. -Taşınabilir.
Okay, set up for a portable chest.
Peki. Göğüs röntgenine hazırlanın.
Download photos and videos from cameras, memory cards and Portable Storage Devices.
Kamera, hafıza kartı ve taşınabilir depolama aygıtlarından resim ve video indirin.
Portable Document File[*. PDF] Adobe.
Taşınabilir Belge Dosyası[*. PDF] Adobe.
Portable phone. Right?
Mobil telefon, tamam mı?
Want a portable?
Portatif ister misin?
Portable average 115 kbps.
Taşınabilirler için ortalama 115 kbps.
It's got a portable battery.
Taşınır pilleri var.
Do you have a portable phone?
Mobil telefonun var mı?
Portable 3 to command,
Mobil 3den merkeze.
Hey, everybody. the portable podcast edition.
Hey, millet, Appella konuşalıma hoş geldiniz,
I suggest a Clark Nova portable.- Why else?
Dizüstü Clark Novayı öneririm. Neden mi?
You ruined my portable phone.
Telsiz telefonumu mahvettiniz.
We had a couple of portable hydrocarbon sniffers.
Hidrojen ve karbonu algılayan, bir çift taşınabilir cihazımız var.
Images, not the portable and compact form of an already inaccessible reality.
Imajlar olarak hepten erisilmez olmus bir gerçekligin tasinabilir ve kati biçimi olarak degil.
All segments are man portable.
Tüm elemanları sıfır olan matrisdir.
Talking through a portable phone some dwarf brought out from the casino.
Bir cücenin kumarhaneden getirdiği telsiz telefonla konuşuyorum.
Right now we're working on making it portable enough to.
Şu an onu taşınabilecek kadar küçük yapmaya çalışıyoruz.
Results: 602, Time: 0.0561

Top dictionary queries

English - Turkish