RABID in Turkish translation

['ræbid]
['ræbid]
kuduz
rabies
rabid
mad
tavşan
rabbit
bunny
hare
jackrabbit
kuduruk
rabid
mad

Examples of using Rabid in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
He's rabid, he's no good for you.
Çok azgındır, sizin için uygun değil.
He looks rabid to me.
Bana tavşan gibi gözüküyor.
You made him rabid, not me.
Ama onu siz kuduz ettiniz, ben değil.
It wasn't rabid.
Hayır kuduz değildi.
It's a lesser-known piece that a lot of rabid collectors are after.
Pek çok fanatik koleksiyoncuyu peşine takmış az bilinen bir örnek.
He had built the party on rabid antisemitism. The Jews.
Partiyi, fanatik Yahudi karşıtlığı üzerine kurmuştu. Yahudileri.
I am a crazy rabid squirrel!
Ben cilgin, kudurmus bir sincabim!
Our instructions are to avoid behaving like rabid Nazis.
Talimatlarımız bağnaz Naziler gibi davranmaktan kaçınmak.
That was the latest example of the socialist Villa's rabid hatred of foreigners.
Sosyalist Villanın yabancılara duyduğu azgın nefretin son örneğiydi.
Let's see if the bat's rabid.
Yarasayı laba götür, kuduz mu bak. -Yarasamız yok.
Too rabid.
And have shards of broken bottles Watch the axe impacting my skull while being lowered slowly into a vat of rabid rats. shoved down my throat.
Boğazıma tıkılışını ve kırık şişe parçalarının yavaş yavaş kuduz farelerin bir teknesine indirilirken Kafatasını delen baltayı izle.
When just three days ago a group of rabid vampires came and attacked the town
Daha üç gün önce bir grup kudurmuş vampir kasabaya gelip saldırdı
While being lowered slowly into a vat of rabid rats. And have shards of broken bottles shoved down my throat.
Beni yavaş yavaş kuduz farenin bir teknesine indirirlerken Boğazımdaki kırık şişe parçalarını bana yutturdular.
Let's go before one of these rabid cats bites us
Kuduruk kedilerden biri bizi ısırmadan ve sokakta başı boş
Watch the axe impacting my skull shoved down my throat and have shards of broken bottles while being lowered slowly into a vat of rabid rats.
Boğazıma tıkılışını ve kırık şişe parçalarının yavaş yavaş kuduz farelerin bir teknesine indirilirken Kafatasını delen baltayı izle.
Shoved down my throat while being lowered slowly into a vat of rabid rats. and have shards of broken bottles Watch the axe impacting my skull.
Boğazıma tıkılışını ve kırık şişe parçalarının yavaş yavaş kuduz farelerin bir teknesine indirilirken Kafatasını delen baltayı izle.
Young Lockwood why was your lady friend carrying this rabid little strawberry in her backpack?
Küçük kuduruk bir çilek taşıyor? neden senin şu kız arkadaşın, sırt çantasında Genç Lockwood?
And was saved when she strangled that bobcat to death with her bare hands. She was attacked by a rabid bobcat.
Kuduz bir vaşağın saldırısına uğradı ve vaşağı elleriyle boğarak hayatını kurtardı.
Who wander the streets but are never cold. Let's go before one of these rabid cats bites us and we become half-human, half-cat hybrids.
Kuduruk kedilerden biri bizi ısırmadan ve sokakta başı boş dolaşan ama hiç üşümeyen… insan-kedi kırması olmadan önce gidelim.
Results: 266, Time: 0.0483

Top dictionary queries

English - Turkish