RAZOR in Turkish translation

['reizər]
['reizər]
ustura
razor
blade
razor
jilet
razor
razor blade
tıraş
shave
razor
haircut
the shaving
bıçak
knife
blade
stab
razor
cuchillo
traş
shave
razor
haircut
a shaving
keskin
sharp
keen
pungent
acute
tangy
snipers
chiseled
acrid
blunt
bladed
usturası
razor
blade
usturayı
razor
blade
usturasını
razor
blade
jileti
razor
razor blade
bıçaklı
knife
blade
stab
razor
cuchillo
jiletli
razor
razor blade
jiletin
razor
razor blade
bıçağı
knife
blade
stab
razor
cuchillo

Examples of using Razor in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Machine turned the razor down and slashed the strop in two.
Machine usturayı çevirdi ve dili ikiye böldü.
Sounds like some slasher movie. Hoccam's razor.
Ockhamın Usturası. Kanlı bir filme benziyor.
You know how many razor blades fit in a truck?
Bir kamyona kaç tane traş bıçağı sığıyor biliyor musun?
Razor blades, poison.-
Tıraş bıçağı, zehir… Orada
Telepathy, razor claws.
Telepati, keskin pençelere.
The Americans don't want to deal with an old-fashioned, backstreet razor gang.
Amerikalılar eski kafalı, arka sokaklardan çıkma… jilet çeteleriyle iş yapmak istemiyorlar.
Unclip that razor from your neck and I will get rid of this gun.
Boynundaki o usturayı indir, ben silahı bırakıyorum.
Borrow Mr. Fanning's razor and cut your throat!- Barbershop.- Barbershop?
Bay Fanningin usturasını alıp boğazını kesmek için!- Berbere mi?
That's a barber's razor.
Berber usturası.
And the new issue of Vanity Fair. Razor blades, saline solution, black socks.
Tıraş bıçağı, tuz solüsyonu, siyah çorap… ve Vanity Fairın yeni sayısı.
We would have more fun chewing on razor blades… than dribbling around the Zone in broad daylight.
Traş bıçaklarını çiğneyip yutmayı… bölgeye güpegündüz gitmeye tercih etmeliyiz.
Fuckin' Canadian.- Give me 50 cc's of morphine, shaving cream and a razor.
Miligram morfin, tıraş kremi ve jilet ver. İğrenç Kanadalı.
I loved this razor.
Bu jileti çok severdim.
Drop that razor. Hey, you.
Usturayı bırak. Hey, sen.
Occam's razor. The simplest explanation is the correct explanation.
Occamın Usturası. En basit açıklama en doğru açıklamadır.
A couple of razor blades, just in case.
Bir çift traş bıçağı, gerekirse diye.
You sold me the notebook. Razor blades.
Tıraş bıçakları. Bana defteri sattın.
Drop that razor now!
Jileti bırak hemen!
Razor hands. Name the movie that started the slasher craze?
Bıçaklı elleri- Peki'' slasher'' akımını başlatan… film hangisi?
You have to pass Razor.
Usturayı geçmen gerek.
Results: 1074, Time: 0.0603

Top dictionary queries

English - Turkish