RED BOX in Turkish translation

[red bɒks]
[red bɒks]
kırmızı kutu
red box
red can
kırmızı kutuyu
red box
red can
red box

Examples of using Red box in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
No little red box?
Ufak kırmızı bir kutu yok mu?
You will have a duty to perform. Each time you receive a red box.
Her kırmızı bir kutu aldığında… kendini göstermek için bir görevin olacak.
So, they must have opened the red box when the lights went out.
O zaman ışıklar gittiğinde kırmızı paketi açmış olmalılar.
It seems there is a red box in your car. This is very embarrassing.
Utanç verici. Sanırım arabanda kırmızı bir kutu var.
Suddenly, Arizona Jim put his revolver on the table…"and taking a little red box from his pocket…"he opened it and said!
Arizona Jim aniden tabancasını masanın üstüne koydu cebinden çıkardığı ufak kırmızı kutuyu açtı ve dedi ki İşte bu haplar bana cesaret veriyor!
I want you to nip into the ship and bring me back a little red box and in it is a recording compound.
Hemen gemiye gidip, içinde ses kaydı birleştiricisi olan küçük kırmızı kutuyu getir.
Summer, on the shelf above my workbench in the garage, there's a red box with a keypad on it.
Summer, garajda tezgahımın üstündeki rafta üstünde tuş takımı olan, kırmızı bir kutu var.
And taking a little red box from his pocket… Suddenly, Arizona Jim put his revolver on the table… he opened it and said: These are the pills to give me courage!
Arizona Jim aniden tabancasını masanın üstüne koydu… cebinden çıkardığı ufak kırmızı kutuyu açtı ve dedi ki… İşte bu haplar bana cesaret veriyor!
This is what I smell. That feels like fresh meat, from a box which has just been opened… The small yellow and red box, with meat and tomatos drawn above.
Et dolu, domatesler üste çıkmış… Taze et gibi hissediyorum, yeni açılmış bir kutudan… Böyle hissediyorum. Küçük sarı ve kırmızı bir kutu.
With meat and tomatos drawn above… The small yellow and red box, This is what I feel. That feels like fresh meat, from a box which has just been opened.
Et dolu, domatesler üste çıkmış… Taze et gibi hissediyorum, yeni açılmış bir kutudan… Böyle hissediyorum. Küçük sarı ve kırmızı bir kutu.
That feels like fresh meat, and tomatos drawn above… The small yellow and red box, with meat This is what I feel. from a box which has just been opened.
Et dolu, domatesler üste çıkmış… Taze et gibi hissediyorum, yeni açılmış bir kutudan… Böyle hissediyorum. Küçük sarı ve kırmızı bir kutu.
These red boxes and green cubes make me crazy!
Bu kırmızı kutular ve yeşil küpler beni delirtiyor!
And those little red boxes are deaths.
Ve şu küçüj kırmızı kutular da ölümler.
So, we have the red boxes that are going forward in time.
Yani, zaman içinde ileriye giden kırmızı kutulara sahibiz.
In the red box.
Kırmızı bir kutu.
What's with the red box?
Kırmızı kutu ne için?
A what? It's a Red Box.
Bir ne?- Kırmızı kutu.
There is a red box in your car.
Sanırım arabanda kırmızı bir kutu var.
Same way he knew about the red box.
Kırmızı kutuyu nereden biliyorsa oradan biliyor.
That's what's in the red box,?
Kırmızı kutuda olan o, değil mi?
Results: 204, Time: 0.043

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish