REFLECTIVE in Turkish translation

[ri'flektiv]
[ri'flektiv]
düşünceli
thought
the thought
idea
notion
contemplation
mindset
sentiment
yansıyan
yansıtmalı
aksettiren
aynalı
mirror
looking glass

Examples of using Reflective in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Reflective of the family's interest in art, paintings hang in the background.
Ailenin sanata olan düşkünlüğü geriplanda asılı tablolarla yansıtılır.
Of something bigger that's trying to get out. Like… something reflective.
Açığa çıkmayı bekleyen büyük bir şeyin yansıması gibi bir şey.
It's 100 times more reflective than the mirror in my beacon.
Işını benim aynamdan yüzlerce kez daha iyi yansıtıyor.
It's very, uh, reflective of my current emotional state.
Benim, şu anki duygusal durumumu çok iyi yansıtıyor.
That's reflective, right?
Bu yansıtıcı değil mi?
It's got that reflective stripe.
Şu fosforlu çizgilerden var.
And the yellow reflective flakes?
Peki parlak sarı parçalar?
Water- that's reflective, right?
Bu yansıtıcı değil mi?
And for the male, a reflective jacket and we have got cording throughout.
Erkek için, reflektif ceket ve baştan sona bağcıklar.
It's an infinite reflective loop that even you can't escape.
Senin bile kaçamayacağın sonsuz bir döngü.
Like MSSTA, NIXT used normal incidence reflective multilayer optics.
MSSTA gibi, NIXT de normal etkili yansıtıcı çok katmanlı optik kullanmıştır.
What is far more intriguing is the reflective yellow flakes.
Daha ilginç olansa parlak sarı parçacıklar.
Immediately you go in, the reflective symmetry in the water.
suda yansıma simetrisi vardır.
It's a hundred times more reflective than the mirror in my beacon.
Benim isigimdaki aynadan yuz kat daha yansitici.
This is perhaps Edelman's most reflective work.
Bu belki de Edelmanın en düşündürücü çalışması.
It's 100 times more reflective than the mirror in my beacon.
Benim isigimdaki aynadan yuz kat daha yansitici.
Immediately you go in, the reflective symmetry in the water.
Ardından içeriye girersiniz. suda yansıma simetrisi vardır.
Or reflective.
Black light reflective ink.
Mor ötesi ışıkla görünen mürekkep.
Now to the naked eye, it looks like reflective street paint, but microscopy revealed that the paint actually has two layers.
Çıplak gözle bakarsak yansıtıcı sokak boyası gibi görünüyor ama mikroskop iki kat boya olduğunu ortaya çıkardı.
Results: 174, Time: 0.0552

Top dictionary queries

English - Turkish