SENILE in Turkish translation

['siːnail]
['siːnail]
bunak
senile
old
fool
man
geezer
fart
demented
dotard
coot
doddering
bunağın
senile
old man
old fool
yaşlı
age
when
birthday
0
years old
tears
10 years
18th
moist
20 years
ihtiyar
old
grey
elderly
ol
man
geriatric
bunadın
bunuyor

Examples of using Senile in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
After stroke hit you, it left you senile too?
Darbeyi aldıktan sonra, sen de mi bunadın?
My father's senile.
Babam bunamış.
And they call me senile.
Bir de bana yaşlı diyorlar.
In my eyes, that makes you a fool. A senile old fool!
Bu da seni benim gözümde bir aptal yapıyor bunamış bir yaşlı ahmak!
I think she's senile.
Her şeyi kabul ediyor. Sanırım bunamış.
This took time! Amen. Senile.
Bu zaman alır. Bunamış. Amin.
Senile. Amen. This took time!
Amin Bu zaman alır. Bunamış.
This took time! Amen. Senile.
Amin Bu zaman alır. Bunamış.
She sounds senile.
Bunamışa benziyor.
You think Karen's going senile?
Karenin bunayacağını mı düşünüyorsun?
The man was born senile.
Adam yaşlılıkta doğdu.
That all this is just a delusion. You think I'm senile.
Bunadığımı sanıyorsun, bütün bunların hayal olduğunu.
You're also cute and senile.
Şirin bir bunaksınız.
How senile is your mom?
Annen ne kadar bunadı?
Perhaps a little senile.
Belki biraz bunadı.
Professor Matei is getting senile.
Profesör Matei bunamaya başladı.
No, she was old and probably senile.
Hayır o yaşlı ve muhtemelen de bunaktı.
No, she was old and probably senile.
Hayır o yaşIı ve muhtemeIen de bunaktı.
Family said he got a little senile in his old age.
Ailem, yaşlılıktan dolayı biraz bunadığını söyledi.
It seems grandma is a little senile.
Sanırım büyükanne biraz bunakmış.
Results: 189, Time: 0.068

Top dictionary queries

English - Turkish