SHORTER in Turkish translation

['ʃɔːtər]
['ʃɔːtər]
kısa
short
brief
little
quick
soon
less
just
kısalıyor
shorter
kısasın
retaliation
an eye
short
is legal retribution
kisa
short
little
brief
soon
kısadır
short
brief
little
quick
soon
less
just
kısaydı
short
brief
little
quick
soon
less
just
kısası
short
brief
little
quick
soon
less
just
kısalmış
kısalır
kısaldı

Examples of using Shorter in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I feel 2 inches shorter.
Santim kısalmış hissediyorum.
The same, somewhat shorter, nothing different.
Aynısı, birazcık daha kısası, başka fark yok.
But in my dreams you had shorter hair and no beard.
Rüyalarımda, saçların daha kısaydı ve bıyığın da yoktu.
The more massive stars live much shorter lives than the less massive stars.
Büyük kütleli yıldızların ömürleri küçük kütleli yıldızlardan çok daha kısadır.
Stuart Clive Shorter was a happy-go-lucky little boy.
Stuart Clive Shorter kaygısız küçük bir çocuktu.
The tougher the day, the shorter the night.
Gün zorlaştıkça gece kısalıyor.
I guess you're a little bit shorter.
Sen biraz daha kısasın galiba.
We have had shorter.
Daha kısası olmuştu.
Shorter battery life, but it will work, no problem.
Batarya ömrünü kısalır, ama sorun olmaz.
Your neck seems shorter.
Boynun kısalmış sanki.
And you couldn't ride a moped because you had one leg shorter than the other.
Ve sen motorsiklet kullanamıyordun çünkü bir bacağın diğerinden kısaydı.
And women do have a shorter shelf life than men, don't they?
Ayrıca kadınların raf ömrü erkeklerinkinden daha kısadır, değil mi?
Mr Shorter is not from Anne's constituency.
Bay Shorter, Annein seçim bölgesinden değil.
Well, days are getting shorter.
Evet, günler giderek kısalıyor.
Because you are younger and shorter than me. Why?
Çünkü benden daha küçük ve kısasın. Neden?
Short story shorter… I don't know where she went and don't care.
Lafın kısası nereye gittiğini bilmiyorum ve umurumda da değil.
Shorter battery life, but it will work, no problem.
Pil ömrü kısalır ama çalışır, sorun olmaz.
Yeah, I mean, your sleeves are a little shorter, which I like.
Evet yani tişörtünün kolları daha da kısalmış ki çok sevdim.
The boy I married was four inches shorter than the husband I left.
Evlendiğim çocuk terk ettiğim adamdan 10 santim kısaydı.
After Jenny, your relationships grew shorter and shorter.
Jennyden sonra ilişkilerinin süresi kısaldıkça kısaldı.
Results: 1189, Time: 0.0912

Top dictionary queries

English - Turkish