SPARKLING in Turkish translation

['spɑːkliŋ]
['spɑːkliŋ]
köpüklü
foam
bubble
styrofoam
mousse
suds
fizz
froth
aerogel
scum
parlak
bright
shiny
brilliant
sparkly
luminous
glossy
radiant
glorious
glowy
glitter
maden
mining
mineral
the mine
ore
seltzer
sparkling
quarry
parıldayan
to shine
to sparkle
ışıltılı
sparkle
glow
gleam
twinkle
light
glint
a flash
glitter
ışıl ışıl
brightly
sparkling
radiant
shining
glittering
sparkly
the glaringly
parlıyor
to shine
's sunlighting
pırıl pırıl
gleaming
shiny
shining
sparkling
squeaky clean
spotless
shimmering
sleek
brightly
nimrods
pırıltılı
sparkle
twinkle
glitter
gleam in
the shining's
twinky
parıltılı
glow
glitter
sparkle
shimmer
flash
glint
gleam
twinkle
glimmer
light

Examples of using Sparkling in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Look how beautiful the sparkling.
Bak, ne kadar güzel, ışıl ışıl.
Must be your sparkling personality.
Pırıl pırıl bir kişiliğin olduğu içindir.
Sounds like a sparkling water museum. Aquaverse.
Maden suyu müzesi gibi. Aquaverse.
What are you doing in the car? Viren.- Sparkling.
Viren.- Parlıyor… Arabanın içinde ne yapıyorsun?
Personality. I have missed your sparkling.
Pırıltılı kişiliğini özledim.
They called her"The Sparkling Diamond.
Ona'' Parıldayan Elmas'' diyorlardı.
Yes. I just can't get enough of your sparkling wit and charm.
Evet, senin ışıltılı ve zeki çekiciliğinden ayrı kalamadım.
When you look up into the night sky, you see something sparkling,?
Gece göğüne baktığında, parlak bir şey görürsün ya?
It's beautiful and sparkling.
Çok güzel ve ışıl ışıl.
It just lights up when you bring home some flowers or something sparkling.
Parıltılı bir şeyler ya da bir çiçek getirdiğinde hemen yüzleri güler.
Blonde hair, sparkling eyes, flawless skin it was.
Sarı saçları, pırıl pırıl gözleri, kusursuz cildi.
Sparkling water? Yes.
Maden suyu? Evet.
The Sparkling Diamond.
Parıldayan Elmas.
There's still time to fill these chests with sparkling booty.
Şu sandıkları parlak ganimetlerle doldurmak için hâlâ vaktimiz var.
It's just that it's hot water going up in the air and sparkling in the sunlight.
Sıcak su havaya yükseliyor ve güneş ışığıyla parlıyor.
that was grimy and grey's suddenly sparkling and white.
griyken bir anda ışıl ışıl ve bembeyaz olması hoşuma gidiyor.
And that sparkling wand.
Ve o ışıltılı değnek.
You know, I have missed your sparkling personality. Hand over the toys.
Oyuncakları ver. Biliyorsun, pırıltılı kişiliğini özledim.
I want something sparkling.
Parıltılı bir şey istiyorum.
Flawless skin. Blonde hair, sparkling eyes.
Sarı saçları, pırıl pırıl gözleri, kusursuz cildi.
Results: 308, Time: 0.066

Top dictionary queries

English - Turkish