MADEN in English translation

mining
maden
çıkarmak
mayın
mineral
maden
bir mineral parçasından dolayı reaktör binasının dışında zeminde bulunan
the mine
madene
mayın
maden
benimki
mayınlar
ore
cevher
maden
filizi
seltzer
maden
soda
salça
sodalı
sparkling
ışıltı
pırıltı
parıltı
parla
parıldıyor
kıvılcım
ışılda
parlak
bir ışıitı
quarry
av
maden
taş ocağı
taşocağı
minerals
maden
bir mineral parçasından dolayı reaktör binasının dışında zeminde bulunan
the mines
madene
mayın
maden
benimki
mayınlar

Examples of using Maden in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bu bölgeyi istemendeki tek sebebinin zengin maden yataklarımız olduğunu da biliyorum.
I know the only reason you want this region is because it's rich in ore.
Bu sefer, maden suyu işi halletmez.
This time, seltzer water won't turn the trick.
Maden aramak için yatağının etrafında mı süründün yani?
So you crawl around on the bed, looking for minerals? Uh,?
Bu delik, bu maden deliği… benim!
This hole, this quarry hole is mine!
Maden için bir çocuk daha mı?
Another child for the mines?
Maden suyu müzesi gibi. Aquaverse.
Sounds like a sparkling water museum. Aquaverse.
Burada olmak. Bu istasyonun maden işleme tesislerinden birinde çalışırdım.
Being here. I used to work in one of this station's ore processing plants.
Dağları, maden ve nadir metaller yönünden zengindir.
Its mountains are rich in minerals and rare Earth metals.
Şarap, maden suyu, apsent ve limon karışımı içki.
Wine, seltzer water, bitters, lemon.
Maden kapatıldıktan sonra çok zor zamanlar geçirdik.
Times were hard after the mines closed.
Maden suyu? Evet.
Sparkling water? Yes.
Düşündüm ki efendim sizin gibi seçkin birPsychlo ham maden istemez.
I assumed, sir that a Psychlo of your refinement wouldn't want raw ore.
Kuzeyden bir adam tanıyordum, maden ustası.
But I knew a man from up north… a quarry master.
Ayrıca maden bakımından da zengin alanlardır.
The area is also rich in minerals.
Kan lekesi için maden suyu ve limon.
Seltzer water and lemon for blood.
Evet. Maden suyu?
Sparkling water? Yes?
Kanı çıkarmak için maden suyu ve limon dökülür. Francis nerede?
Where's Francis? Seltzer water and lemon for blood?
Maden Yönetim Servisinden Eric Neal ile telefondayız.
We're on the phone with Eric Neal of the Minerals Management Service.
Maden suyu ile kadeh kaldıralım. Cava yok.
No cava. We will toast with sparkling water.
Maden suyu ve limon kullanın.
Seltzer water and lemon for blood.
Results: 2012, Time: 0.0402

Top dictionary queries

Turkish - English