STABBING in Turkish translation

['stæbiŋ]
['stæbiŋ]
bıçaklama
stab
like a knife
bıçaklanma
knife
blade
stab
razor
cuchillo
saplamak
sticking
stabbing
stabbing you
bıçaklamak
stab
like a knife
bıçaklamaya
stab
like a knife
bıçaklamaktan
stab
like a knife
bıçak
knife
blade
stab
razor
cuchillo
bıçaklanan
knife
blade
stab
razor
cuchillo
bıçaklarken
knife
blade
stab
razor
cuchillo
saplama
sticking
stabbing
stabbing you

Examples of using Stabbing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A nice day for stabbing a friend in the back.
Arkadaşını arkadan bıçaklamak için güzel bir gün.
Run the blood on the clothes of a stabbing victim, Janet Thorton.
Bıçaklanan kurban Janet Thortonın elbisesindeki kanı incele.
Guy's probably late to a stabbing.
Adam birilerini bıçaklamaya geç kaldı galiba.
After the… stabbing. After what?
Bıçak… darbesinden sonra. Neyden sonra?
Stabbing's a different M.
Bıçaklama farklı bir yöntem ama.
No stabbing. Boss, what about this one?
Patron, bu ne olacak? Saplamak yok?
Abdominal wound? A stabbing incident.
Karın yaralanması? Bıçaklanma olayı.
Stabbing motion.
Saplama hareketi.
Stabbing victim was just pronounced.
Bıçaklanan kurban, az önce hayatını kaybetmiş.
He's wanted for stabbing some guy. Number 440.
Bir adamı bıçaklamaktan aranıyor. 440 numara.
Stabbing him won't work.
Onu bıçaklamaya çalışma.
Stabbing people is nothing to him.
İnsanları bıçaklamak onun için çocuk oyuncağıdır.
After the… stabbing. After what?
Neyden sonra? darbesinden sonra. Bıçak.
Stabbing: It can fix EVERYTHING.
Bıçaklama: Bu her şeyi çözebilir.
Like cancer and stabbing. I see people all day with real medical issues.
Her gün daha ciddi sağlık sorunları görüyorum… kanser ve bıçaklanma gibi.
Number 440. He's wanted for stabbing some guy.
Bir adamı bıçaklamaktan aranıyor. 440 numara.
Stabbing victim. Drawer 12.
Çekmecede. Bıçaklanan kurban. 12.
Stabbing the man and raping his girlfriend.
Adamı bıçaklamak ve kız arkadaşına tecavüz etmek.
He kept on stabbing and hitting the dead.
Zaten ölmüş birini bıçaklamaya ve dövmeye devam etmiş.
What murderous experiments are you performing on tomatoes now-- stabbing,?
Domatesler üzerinde ne tür kanlı deneyler uyguluyorsun?- Saplama?
Results: 340, Time: 0.08

Top dictionary queries

English - Turkish