SWOLLEN in Turkish translation

['swəʊlən]
['swəʊlən]
şiş
skewer
shish
bump
swollen
sticks
puffy
shiv
rotisserie
distended
bloated
şişkin
fat
puffy
bloated
swollen
bulging
shishkin
kabarık
fluffy
puffy
big
fuzzy
fat
swollen
puffed
poofy
long
overstuffed
şişik
swollen
fat
bumps
bloated
the bunion
puffy
inflated
distended
şişirdiğini
to inflate
blowing up
pumping up
kabarmış
şişmesine
şişlik
skewer
shish
bump
swollen
sticks
puffy
shiv
rotisserie
distended
bloated
şişkinlik
fat
puffy
bloated
swollen
bulging
shishkin

Examples of using Swollen in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Swollen joints, high white count, fever.
Eklemlerde şişlik, beyaz küre artışı, ateş.
Swollen eye, a lot of blood… things that all added up.
Gözün şişti, kanlar… başka şeylerle birlikte.
Smith, his left eye swollen.
Smithin sol gözü şişmişti.
Nobody suspected that a waitress with swollen legs.
Hiç kimse, şiş bacakları olan bir garsonun söylenenleri hatırlayacağından şüphelenmedi.
Your legs are really stiff and swollen.
Ayakların gerçekten ölü ve şişkin.
A rash, conjunctivitis, swollen glands.
Kurdeşen, konjonktivit, şişik bezeler.
Swollen eye, a lot of blood.
Gözün şişti, kanlar… başka şeylerle birlikte… İşe yarayabilir.
Swollen hands, pulmonary problems, cardiac problems.
Ellerdeki şişkinlik, solunum problemleri, kalp sorunları.
a cut forehead, a swollen cheek.
alnı kesilmiş ve yanağı şişmişti.
His whole body is bruised but not swollen?
Ceset morluk içinde ama şişlik yok?
My feet are, too. They are swollen.
Ayaklarım da şiş. -Ayakların?
No, it's too swollen.
Hayır, çok şişkin.
Dirty, swollen feet.
Ayaklarımız şişti. Kir içindeyiz.
The doctor said your brain is slightly swollen.
Beyninizde biraz şişkinlik olduğu söylendi.
It was all red and swollen.
Tamamen kızarmış ve şişmişti.
Slit lamp revealed the eye's anterior chamber is swollen.
Yarık lamba mikroskobu gözün ön odasında şişlik olduğunu gösterdi.
But her face looks swollen, and her eyes are dazed.
Ama yüzü şiş görünüyor, ve gözleri de sersemlemiş gibi.
That explains why Dr. Apocalypse's arm was so swollen.
Bu, Dr. Apocalypsein kolunun neden kabarık olduğunu açıklıyor.
My foot's swollen.
Ayağım şişti.
Her hands were red and swollen.
Elleri kızarmış ve şişmişti.
Results: 366, Time: 0.115

Top dictionary queries

English - Turkish