TODDLER in Turkish translation

['tɒdlər]
['tɒdlər]
bebek
baby
doll
babe
infant
çocuk
child
kid
boy
guy
baby
juvenile
son
küçük çocuk
little boy
little kid
little child
little guy
small boy
young boy
small children
young children
small kids
toddler
emekleyen
crawl
toddler
bebeği
baby
doll
babe
infant
çocuğu
child
kid
boy
guy
baby
juvenile
son
çocuğunun
child
kid
boy
guy
baby
juvenile
son
küçük çocuğu
little boy
little kid
little child
little guy
small boy
young boy
small children
young children
small kids
toddler

Examples of using Toddler in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You remind me of a toddler I know.
Bana tanıdığım bir bebeği hatırlatıyorsun.
She said she's ready to gut you like a shark that's eaten a toddler.
Bebek yemiş köpek balığı gibi karnını deşmeye hazır olduğunu söyledi.
You, the toddler!
Sen, çocuk!
Yang was making a toddler cry.
Dr. Yang küçük çocuğu ağlatıyordu.
Yeah, they went with a singer who, uh, does not have a toddler.
Evet, çocuğu olmayan bir… şarkıcı ile gittiler.
Or a toddler with a large nose whose mother still loves him.
Ya da büyük burnuna rağmen hala onu seven bir annesi olan bebek gibi.
I suppose I will be babysitting that toddler all day tomorrow?
Her zaman olduğu gibi yarın da tüm gün çocuk bakıcılığı mı yapacağım?
Dr. Yang was making a toddler cry!
Dr. Yang küçük çocuğu ağlatıyordu!
A six-year-old and the toddler we saw with the sister at the parade.
Biri 6 yaşında, biri de törende kız kardeşinde gördüğümüz bebek.
Way to dress like a unisex toddler.
Tam bir üniseks çocuk gibisin.
But this, a toddler.
Ama bu küçük çocuğu.
Yeah well, at least it's not a toddler.
Ya tabi, en azından bebek değil.
I get all my clothes from out-of-the-way toddler stores.
Tüm kıyafetlerimi ücra bebek mağazalarından alıyorum.
At least you don't process THC like a toddler.
Hiç değilse sen THC karşısında bebek gibi değilsin.
Walk with dignity, you giant toddler.
Adam gibi yürü koca bebek.
I take it you're the toddler.
Çocuğun sen olduğunu farz ediyorum.
You left a toddler in a running car in this neighborhood?
Bu mahallede bebeğini çalışan arabada mı bıraktın?
It's like going to the mall with a 300-pound toddler.
Yanında 150 kiloluk çocukla alışverişe gitmek gibi bir şey.
So I look at the toddler, I surprise him, I go.
Çocuğa baktım ve gidip onu şaşırttım.
Give yourself a break. You have a toddler.
Küçük çocuğun var. Kendine yüklenme.
Results: 118, Time: 0.0649

Top dictionary queries

English - Turkish