TRAILER in Turkish translation

['treilər]
['treilər]
karavan
trailer
caravan
van
camper
RV
winnebago
rvs
the airstream
rving
römork
trailer
a porta-john
trailer
fragman
trailer
preview
fragmanı
trailer
preview
dorseyi
dawes
karavanı
trailer
caravan
van
camper
RV
winnebago
rvs
the airstream
rving
karavanın
trailer
caravan
van
camper
RV
winnebago
rvs
the airstream
rving
karavanına
trailer
caravan
van
camper
RV
winnebago
rvs
the airstream
rving
römorku
trailer
a porta-john
fragmanını
trailer
preview
treyleri
römorkun
trailer
a porta-john
römorkunu
trailer
a porta-john
treylerde
treylere
fragmanda
trailer
preview

Examples of using Trailer in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Right. He live at the trailer park?
Sağ. Treyler parkında mı yaşıyor?
Either they clean up the trailer or it gets hauled out. It's simple.
Onlar römorku temizledikleri vakit biz de işimizi yaparız. Olay basit.
Okay, okay. Wade, did you check out that trailer yet?
Wade, karavanı kontrol ettin mi?- Tamam, tamam?
And I-I saw some stuff. I-I looked into that trailer over there.
Şuradaki karavanın içine baktım, bir şeyler gördüm.
We went to your dad's trailer to… To search it.
Araştırma yapmak için. Babanın karavanına gittik.
You deaf, too? Trailer park's that way?
Treyler parkı şu tarafta. Sağır mısın?
I have been in hiding ever since I made that movie trailer.
O film fragmanını yaptığımdan beri saklanıyordum.
Can you tell me whose trailer it was and who stayed in it?
Kimin karavanı olduğunu söyleyebilirmisin… ve içinde kim kalıyordu?
She was in the trailer, but she was not killed in that trailer.
O karavanın içindeydi ama o karavanın içinde öldürülmedi.
We're checking out Jack's macho-wacho trailer. Guys, where are you going?
Nereye gidiyorsunuz? Jackin maço karavanına bakmaya gidiyoruz?
He live at the trailer park? Right?
Sağ. Treyler parkında mı yaşıyor?
The trailer looked great.
Fragman müthiş görünüyordu.
We just saw the trailer.
Fragmanını gördük biraz önce.
We're gonna have to strip this trailer down and completely rework it.
Bu römorku tümden söküp üstünde çalışmak gerekecek.
To hunt behind it. It's because Bobby Dassey was going to the trailer where I lived.
Çünkü Bobby Dassey benim yaşadığım karavanın arkasında avlanmaya gidiyordu.
I didn't know you lived in the trailer park, Eddie.
Treyler parkında yaşadığını bilmiyordum, Eddie.
There was nothing that I could do. Guthrie's warrant went thorough to search Dan's trailer.
Guthrienin Danin treyleri için olan arama izni onaylandı.
A trailer is deadly important for the survival of your movie.
Fragman, filmin hayatta kalabilmesi için hayati önem taşır.
And I think you oughta see this. I saw the trailer for your new show Philbert.
Yeni dizin Philbertın fragmanını izledim ve bunu görmen gerektiğini düşündüm.
He's got a trailer too, but.
Römorku da var ama.
Results: 1747, Time: 0.0598

Top dictionary queries

English - Turkish