TROUT in Turkish translation

[traʊt]
[traʊt]
alabalık
trout
salmon
whitefish
trout
alabalığı
trout
salmon
whitefish
alabalıkları
trout
salmon
whitefish
alabalığın
trout
salmon
whitefish

Examples of using Trout in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Trout spawning is a secret ritual- no one knew much about.
Alabalığın doğuşu gizli bir ritüeldir, kimse bu konuda pek bir şey bilmez.
Oncorhynchus mykiss, as I said are redband trout or rainbow trout.
Oncorhynchus mykiss, dediğim gibi, çelikbaş ya da gökkuşağı alabalığı.
Why do I have to have that bloody old trout all the time?
Neden her zaman o lanet, yaşlı alabalığın yanında oturmak zorundayım?
Are the trout biting?
Alabalıklar ısırıyorlar mı?
I need all my subtlety for the trout.
Alabalıklar için tüm kurnazlığıma ihtiyacım olacak.
Ever tried fresh Arctic trout?
Taze kutup alabalığını hiç yedin mi?
I have a trout!
Bir alabalığım var!
I have got some good trout. Very fresh.
Iyi alabalığım var Oldukça taze.
I hear the trout up there are as big as Buicks.
Oradaki alabalıkların Buick araba kadar büyük olduklarını duydum.
Trout love vomit.
Alabalıklar kusmuk severmiş meğer.
But trout are supposed to be hunters.
Fakat alabalıklar avcı olarak görülür.
The cathedral towns, trout fishing, Gloucestershire, garden parties.
Alabalığa çıkmak, bahçe partileri. Gloucestershire, katedral şehirleri.
The cathedral towns, trout fishing, garden parties- Gloucestershire.
Alabalığa çıkmak, bahçe partileri. Gloucestershire, katedral şehirleri.
The cathedral towns, Gloucestershire. trout fishing, garden parties.
Alabalığa çıkmak, bahçe partileri. Gloucestershire, katedral şehirleri.
Gloucestershire, the cathedral towns, trout fishing, garden parties.
Alabalığa çıkmak, bahçe partileri. Gloucestershire, katedral şehirleri.
Garden parties- Gloucestershire, the cathedral towns, trout fishing.
Alabalığa çıkmak, bahçe partileri. Gloucestershire, katedral şehirleri.
Trout fishing, garden parties.
Alabalığa çıkmak, bahçe partileri.
Which reminds me, I hear the trout calling. Like fishing.
Hatırladım da, alabalıklar beni çağırıyor. Balık tutmak gibi.
I know you, Erick. I am not talking about trout.
Alabalıktan bahsetmiyorum. Senin tiyatro adamı olduğunu biliyorum.
I am not talking about trout. I know you.
Alabalıktan bahsetmiyorum. Senin tiyatro adamı olduğunu biliyorum.
Results: 788, Time: 0.0446

Top dictionary queries

English - Turkish