TWIN in Turkish translation

[twin]
[twin]
ikiz
twin
double
identical
bir ikiz
twin
doppelganger
çift
double
couple
pair
two
dual
twin
binary
sets of
ikiz kardeşi
twin sister
twin brothers
i̇kiz
twin
double
identical
ikizi
twin
double
identical
ikizin
twin
double
identical
bir ikizi
twin
doppelganger
bir ikizin
twin
doppelganger
bir ikizim
twin
doppelganger
ikizle
i̇kizler
i̇kiz kardeşi
twin sister
twin brothers

Examples of using Twin in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The fact that I even have a twin.
Bir ikizim olduğu gerçeği bile.
You should know, he has a twin.
Bilmelisin ki bir ikizi var.
You learn you got a twin, you call him up. Is it--?
Bir ikizin olduğunu öğrendiğinde… onu arar, içki içmeye davet edersin?
On Einstein's twin paradox. She wrote her dissertation.
Tezini Einsteinın ikizler paradoksu üstüne yazmış.
The binocular keck telescope in hawaii, With its twin 30-foot mirrors.
Hawaiideki iki gözlü Keck teleskobunun 10 metre çift yansıtıcısı vardır.
She doesn't have a twin. I checked.
İkiz kardeşi de yok, kontrol ettim.
And you should have told me that you had a twin.
Ve bana bir ikizin olduğundan bahsetmeliydin.
It's your custom stroller, the Twin X Torpedo.
Modifiye edilmiş İkizler Torpido bebek arabası.
I actually do have a twin.
Benim gerçekten bir ikizim var.
But he doesn't have a twin.
Ama onun bir ikizi yok.
Wouldn't you feel something? If I were really your twin.
Eğer gerçekten ikizin olsaydım, bir şeyler hissetmez miydin?
She wrote her dissertation on Einstein's twin paradox.
Tezini Einsteinın ikizler paradoksu üstüne yazmış.
What? You got a twin.
Ne? Bir ikizin var.
Wonder Twin powers activate!- Nick?
İkizler gücünü aktive ediyorum!- Nick?
He could never stand having a twin. I know.
İkiz kardeşi olduğu gerçeğini asla kabullenemedi. Biliyorum.
It never occurred to me that I may possibly have a twin.
Bir ikizim olabileceği hiç aklıma gelmedi.
You have two hours to give me the portal key, or your twin dies.
Geçit anahtarını vermek için iki saatin var yoksa ikizin ölür.
Twins? Nobody told me she had a twin.
İkiz mi? Kimse bana bir ikizi olduğunu söylemedi.
And me, Dash. Agatha, my twin brother Arthur.
Kız olan Agatha ve ikizler, Arthur ile Dash.
You got a twin. What?
Ne? Bir ikizin var?
Results: 2805, Time: 0.1222

Top dictionary queries

English - Turkish