UPRIVER in Turkish translation

nehir yukarı
upriver
upstream
nehrin yukarısına
upriver
upstream
yukarı doğru
up
upward
straight uphill
upriver
up high
nehrin yukarısında
upriver
upstream
nehrin yukarısındaki
upriver
upstream

Examples of using Upriver in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Usually means there's somethin' amiss upriver.
Genellikle nehrin yukarısında bir terslik olduğu anlamına geliyor.
I will tow you upriver to Pigeon Island.
Sizi nehrin yukarısındaki Pigeon Adasına kadar çekeceğim.
I have been thinking about going upriver.
Nehrin yukarısına gitmeyi düşünüyorum.
Usually means there's something amiss upriver.
Genellikle nehrin yukarısında bir terslik olduğu anlamına geliyor.
The guy who takes me upriver, his name's Omar.
Beni nehir yukarı götüren adamın adı.
Have you secured the upriver ports?
Nehrin yukarısındaki limanların güvenliğini sağladınız mı?
Sam Bottoms will play Lance. For the four-man boat crew who will take Willard upriver.
Yüzbaşı Willardı nehrin yukarısına taşıyacak 4 kişilik bot ekibi için.
We will take you upriver to the Mimms' house.
Seni nehrin yukarısında Mimmin evine götüreceğiz.
I feel something growing in you since we started upriver on this journey.
Nehir yukarı yolculuğa başladığımızdan beri içinde büyüyen bir şeyler seziyorum.
You know those ruins in the lake upriver?
Nehrin yukarısındaki gölün ortasında bir harabe var, değil mi?
Take me upriver.
Beni nehrin yukarısına götür.
You know, the film crew just became our guests upriver with us.
Biliyorsun, film ekibi nehrin yukarısında bize misafir olmuştu.
Now he wants to expand his business upriver.
Artık işini nehir yukarı geliştirmek istiyor.
You take the guns upriver.
Silahları nehrin yukarısına götürün.
What could be upriver that's so frightening?
Nehrin yukarısında bu kadar ürkütücü ne olabilir?
The king knows you sail upriver to buy slaves at favorable prices.
Kelepir fiyatla köle satın almak için nehrin yukarısına yelken açtığını kral biliyor.
I'm told he will take anyone upriver for the right price.
Nehir yukarı götürüyormuş. Doğru fiyata herkesi.
I heard she was upriver Running from this guy named Burton.
Duyduğuma göre nehrin yukarısında Burton denen adamdan kaçıyormuş.
To buy slaves at favorable prices. The king knows you sail upriver.
Kelepir fiyatla köle satın almak için nehrin yukarısına yelken açtığını kral biliyor.
I'm told he will take anyone upriver, for the right price.
Doğru fiyata herkesi nehir yukarı götürüyormuş.
Results: 147, Time: 0.0586

Top dictionary queries

English - Turkish