VOLCANO in Turkish translation

[vɒl'keinəʊ]
[vɒl'keinəʊ]
volkan
volcano
volcanic
vulcan
yanardağ
volcano
volcanic
volkanı
volcano
volcanic
vulcan
volkanın
volcano
volcanic
vulcan
yanardağı
volcano
volcanic
volkana
volcano
volcanic
vulcan
yanardağın
volcano
volcanic
yanardağa
volcano
volcanic

Examples of using Volcano in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I remember Tom Hanks from his Joe Versus the Volcano days.
Tom Hanksi Joe Yanardağa Karşı filminden hatırlıyorum.
Look! Lava. We have to get her to that volcano.
Onu o volkana yetiştirmeliyiz. Lav. Bak!
This volcano is called Erta Ale by the local Afar people.
Bu yanardağa Afar halkı tarafından Erta Ale denmektedir.
The, uh, local villagers near the volcano site make reference to the legend of Olukai.
Yanardağın yakınındaki köylüler… Olukai adında bir efsaneden söz ediyor.
We put the beacon in the Mustang and threw it into the volcano.
Işığı Mustange koyduk ve onu volkana attık.
I don't even know how this sentence is gonna end volcano!
Bu cümlenin sonunun yanardağa varacağını bile bilmiyordum!
Make reference to the legend of olukai. The, uh, local villagers near the volcano site.
Yanardağın yakınındaki köylüler… Olukai adında bir efsaneden söz ediyor.
And if I know my friend, someone got tossed into the volcano.
Ve eğer ben arkadaşımı tanıyorsam biri volkana atılmıştır.
I think I know what a volcano feels like.
Yanardağın nasıl hissettiğini biliyorum sanırım.
ThunderGun fell into a volcano.
ThunderGun yanardağa düştü.
And if I know my friend, someone got tossed into the volcano.
Ve bu işten anlıyorsam dostum… birileri volkana atılmış demektir.
We got Joe Versus the Volcano.
Joe Yanardağa Karşı filmini izledik.
We need to put all the crystals on the volcano now!
Bütün kristalleri yanardağın içine doldurmalıyız, hemen!
I went into that volcano to bring back the Gold Armor!
Yanardağa Altın Zırhı geri almak için girmiştim!
For the past 400,000 years, ash from this great volcano.
Bu büyük yanardağın külleri geçtiğimiz 400.
You have been quested to take the Dragon Crown and throw it into the volcano.
Senin görevin, ejderin tacını ele geçirmek, ve onu volkana fırlatmak.
Why don't you try jumping in a volcano?
Neden bir yanardağa atlamayı denemiyorsun?
But given that the bomb and the volcano were similarly constructed.
Ama bomba ve yanardağın benzer yapılarda olduğunu düşünürsek.
You won't even see the volcano with all that smog.
Hatta yanardağın puslu dumanını görmeyeceksin.
And I need to see the world and be thrown into a volcano.
Dünyayı görmeli ve bir yanardağa atılmalıyım.
Results: 1045, Time: 0.0424

Top dictionary queries

English - Turkish