ZOOM in Turkish translation

[zuːm]
[zuːm]
zum
zoom
yakınlaştır
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
yaklaştır
to approach
close
to get close
is get
coming
büyüt
raise
grow
bringing up
enlarging
to expand
making
enlargement
bigger
to nurture
yakınlaş
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
yakınlaştırma
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
yakınlaştırabilir
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
yaklaş
to approach
close
to get close
is get
coming
zoomdan
yaklaştırabilir
to approach
close
to get close
is get
coming
zumu
zoom
büyütme
raise
grow
bringing up
enlarging
to expand
making
enlargement
bigger
to nurture
yaklaştırma
to approach
close
to get close
is get
coming

Examples of using Zoom in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
How come you didn't tell me Zoom broke your back?
Zoomun belini kırdığını nasıl söylemezsin bana?
Greg, zoom in a little more, just the wedge.
Greg, biraz daha yakınlaş, sadece kamaya doğru.
Zoom in. Would you look at that guy's hand?
Yakınlaştır.- O adamın eline bakar mısın?
Let's zoom into him.
Ona zum yapalım.
Chopper 43, zoom in.
Helikopter 43, yaklaştır.
Zoom Text Only.
Sadece Metni Büyüt.
Can you zoom in there?
Orayı yakınlaştırabilir misin?
Atom Smasher, he said Zoom sent him here to kill me.
Atom Ezici, Zoomun onu buraya beni öldürmek için gönderdiğini söylemişti.
Unfortunately, zoom technology isn't exactly on par with X-ray vision.
Ne yazık ki, yakınlaştırma teknolojisi senin X ışınların kadar güçlü değil.
Bourne's on the tram. Zoom in on the tram.
Tramvaya yakınlaş.- Bourne tramvayda.
Zoom in.- Have you seen my car keys?
Yakınlaştır.- Arabamın anahtarlarını gördün mü?
Zoom in on camera one, please. What do you see?
Kamera 1 zum yap. Ne görüyorsun?
Now zoom in on the front of the bus right there.
Şimdi otobüsün ön tarafını yaklaştır.
Cyclops, zoom in on target.
Cyclops, hedefi büyüt.
Bos, can you zoom in?
Bos, yakınlaştırabilir misin?
Is that a zoom lens?
Şu yakınlaştırma merceği mi?
So obviously, Zoom brought her here from your Earth like the others.
Zoomun diğerleri gibi onu da senin Dünyandan getirdiği belli.
Zoom in. what?
Yakınlaş. Ne?
You spent the last two years of your life running, running, running from Zoom.
Hayatının son iki yılını durmadan Zoomdan kaçarak geçirdin.
Would you look at that guy's hand.- Zoom in?
Yakınlaştır.- O adamın eline bakar mısın?
Results: 783, Time: 0.065

Top dictionary queries

English - Turkish