ÖRTBAS in English translation

cover-up
örtbas
üstünü kapamadır
bir muºamalizare
to cover up
örtbas etmek
örtmek için
kapatmak için
gizlemek
üstünü örtmek için
saklamaya
kapatacağız
korumaya
hushed up
sus
kes sesini
sessiz ol
-sus
covered up
örtbas
üstünü kapamadır
bir muºamalizare
cover up
örtbas
üstünü kapamadır
bir muºamalizare
cover-ups
örtbas
üstünü kapamadır
bir muºamalizare

Examples of using Örtbas in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Doktor bana biraz tuz verdi ve onları örtbas etmemi söyledi.
Doctor gave me some salve and told me to keep them covered up.
Şimdiye kadar, yaptığımız şeyleri örtbas edebilirim sanıyordum.
I think I can cover up what we did until now.
Yukarıdakiler bunu biliyordu ama örtbas edildi.
All the top brass knew about it but it was covered up.
Bir kez daha seni örtbas edemem.
I don't think I can cover up for you again.
Benim asıl endişem bu seri cinayetlerin örtbas edilmeye çalışılması.
My concern is another series of killings going on that's being covered up.
Ve bu cinayet örtbas edildi.
And this murder was covered up.
ben de suçu örtbas ettim.
I may have helped cover up the crime.
Bu zamana kadar yaptıklarımızı örtbas edebilirim sanmıştım.
I think I can cover up what we did until now.
Bir suçu örtbas ediyorsun demek.
It means you're covering up the crime.
Saldırıyı örtbas ediyor.
He's covering up the attack.
Oğlumu öldürdüğünü örtbas ediyor. Yalan söylüyor.
He's lying. He's covering up for killing my boy.
Cinayetleri örtbas ediyorlar.
They're covering up the murders.
İşlediği bir cinayeti örtbas ederek kilit muhbiri korumaya kadar mı?
Protecting a key informant by covering up a murder he's committed?
Olmuş bir şeyi örtbas etmeye çalışmıyorlar.
They're not covering up something that's already happened.
Başkan bir suçu diğeriyle örtbas ediyor.
The President is covering up one crime with another.
Baba, örtbas ediyorsun.
Dad, you're covering up.
Yalan söylüyor. Oğlumu öldürdüğünü örtbas ediyor.
He's lying. He's covering up for killing my boy.
Yalan söylüyor. Oğlumu öldürdüğünü örtbas ediyor.
He's covering up for killing my boy. He's lying.
Eksikliklerini yaramazlık yaparak… yaygara kopararak örtbas ediyor.
Ηe's covering up his inadequacies by being openly disobedient, creating a ruckus everywhere.
Eksikliklerini yaramazlık yaparak… yaygara kopararak örtbas ediyor.
He's covering up his inadequacies by being openly disobedient, creating a ruckus everywhere.
Results: 489, Time: 0.0271

Top dictionary queries

Turkish - English